G7 ülkelerinin liderleri, İtalya'nın ev sahipliğinde düzenlenen zirvede küresel enerji güvenliğinin en kritik konularından birini masaya yatırdı: Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltmak. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un öncülüğünde yapılan oturumlarda, İran'ın stratejik su yolunu kapatma tehdidinin ardından alternatif enerji tedarik rotalarının acilen geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Zirvenin ortak bildirisine yansıması beklenen bu hedef, küresel petrol akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği boğazın jeopolitik kırılganlığını bir kez daha gündeme getirdi.
Krizin Arka Planı: İran'ın Elinde Kritik Bir Kaldıraç
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği 33 kilometre genişliğindeki bir su yoludur. İran, yıllardır bu boğazı jeopolitik bir silah olarak kullanma tehdidini savuruyor. Son aylarda Tahran yönetiminin, nükleer müzakerelerde elini güçlendirmek için boğazı kapatma tehdidini yeniden dillendirmesi, Batılı başkentlerde alarm zillerini çaldırdı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) raporlarına göre, İran'ın deniz mayınları ve hızlı botlarla boğazı bloke etme kapasitesi bulunuyor. Bu durum, küresel petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya ve tedarik zincirlerinde kırılmaya yol açabilir.
G7 zirvesinde konuşan Avrupalı diplomatlar, İran'ın bu hamlesini sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik bir şantaj olarak değerlendirdi. İsrail-Hamas çatışmasının ardından bölgede artan gerilim, Tahran'ın elindeki bu kozu daha da değerli hale getirdi. Zirvede, İran'ın ateşkes ve barış anlaşması sürecinde boğazı bir pazarlık unsuru olarak kullanabileceği endişesi dile getirildi. Bu nedenle Avrupalı liderler, alternatif enerji rotalarına yatırım yaparak bu bağımlılığı kırmanın yollarını arıyor.
Alternatif Enerji Koridorları: Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz
G7 ülkeleri, Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak iki ana rotayı değerlendiriyor. Bunlardan ilki, Doğu Akdeniz'deki gaz sahaları. İsrail, Mısır ve Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki iş birliğiyle geliştirilen Doğu Akdeniz gazı, Avrupa'nın enerji arzını çeşitlendirmek için kritik önem taşıyor. Ancak bu projelerin hayata geçmesi için bölgesel istikrar ve altyapı yatırımları gerekiyor. İkinci alternatif ise Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı'na uzanan rota. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin Kızıldeniz'deki limanlarından Avrupa'ya ulaşan bu hat, Hürmüz Boğazı'na kıyasla daha güvenli kabul ediliyor.
Zirvede ayrıca, yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiği vurgulandı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Fosil yakıtlara bağımlılığımızı azaltarak jeopolitik şantajlara karşı direncimizi artırabiliriz" dedi. G7 ülkeleri, 2030 yılına kadar deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesini 150 gigavata çıkarma hedefini yineledi. Bu hedef, Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrole olan bağımlılığı azaltmada önemli bir adım olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapanmasından doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Zira Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Irak ve Körfez ülkelerinden bu boğaz üzerinden karşılıyor. Boğazın kapanması, akaryakıt fiyatlarında ani bir artışa ve sanayi üretiminde aksamalara yol açabilir. Öte yandan, Türkiye Doğu Akdeniz gazının Avrupa'ya taşınmasında kilit bir transit ülke konumunda. G7'nin alternatif enerji koridorları arayışı, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini güçlendirebilir. Ancak bu fırsatın değerlendirilmesi için Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları uyuşmazlığının çözülmesi ve bölgesel iş birliğinin artırılması gerekiyor. Türkiye'nin, hem enerji arz güvenliğini sağlamak hem de jeopolitik konumunu güçlendirmek için bu süreci yakından takip etmesi hayati önem taşıyor.