G20 Liderler Zirvesi, dünya ekonomisinin en büyük iki gücü ABD ile Çin arasındaki gerilimin yeniden su yüzüne çıkmasına sahne oldu. 9 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen zirvede, ABD Başkanı ile Çin Devlet Başkanı'nın oturum aralarında yaptığı kısa görüşme, ticaret savaşı ve Tayvan konusundaki derin anlaşmazlıkları gözler önüne serdi. Tarafların birbirlerine yönelik suçlamaları, küresel piyasalarda tedirginlik yaratırken, diplomatik çevreler iki ülke ilişkilerinin yeni bir kırılma noktasına doğru ilerlediği yorumunda bulunuyor.
Zirvede Gergin Anlar
Zirvenin ana gündem maddesi küresel ekonomik iş birliği olmasına rağmen, ABD ve Çin heyetleri arasındaki sürtüşme toplantının atmosferini belirledi. ABD Başkanı, yaptığı konuşmada Çin'in ticaret uygulamalarını hedef alarak, yeni gümrük tarifeleri uygulayacakları sinyalini verdi. Buna karşılık Çin Devlet Başkanı, ülkesinin iç işlerine karışılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayarak, Tayvan'ın tek Çin ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu yineledi. Bloomberg Television'da yayınlanan The China Show programının özel haberinde, liderlerin resmi akşam yemeğinde dahi bir araya gelmekten kaçındığı, bunun da zirve tarihinde ender görülen bir durum olduğu belirtildi.
Uzmanlar, bu gerilimin yalnızca söylem düzeyinde kalmayacağını, özellikle teknoloji alanındaki kısıtlamaların ve ticaret engellerinin daha da artabileceğini ifade ediyor. Çin'in nadir toprak elementleri ihracatına yönelik kısıtlamaları, ABD'nin ise çip ihracatına getirdiği yeni yaptırımlar, iki ülke arasındaki ekonomik bağımlılığın silaha dönüşmesi anlamına geliyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde yeni aksamalara yol açabilir.
Küresel Ekonomi ve Diplomasi Üzerindeki Etkiler
ABD ile Çin arasındaki sürtüşme, yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmiyor; dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40'ını temsil eden bu iki dev arasındaki rekabet, küresel büyüme, enflasyon ve yatırım akımları üzerinde doğrudan belirleyici oluyor. Zirvenin ardından yayınlanan ortak bildiride ticaret savaşlarına ilişkin somut bir uzlaşma maddesi yer almazken, bu durum piyasalarda hayal kırıklığına neden oldu. Uzmanlar, küresel ekonominin kırılgan olduğu bir dönemde iki süper gücün çatışmasının dünya çapında yeni bir durgunluğu tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Diplomatik açıdan ise, G20 platformu ABD ile Çin arasındaki iletişim hatlarının açık kalması açısından kritik bir öneme sahip. Uzmanlar, bu tür zirvelerin taraflar arasında doğrudan diyalog için bir fırsat olduğunu ancak sonuç alınmamasının iki ülke ilişkilerinin uzun vadede daha da gerginleşeceğine işaret ettiğini belirtiyor. Özellikle Güney Çin Denizi'ndeki askeri hareketlilik ve Tayvan'a yönelik silah satışları konusundaki anlaşmazlıklar, askeri bir çatışma riskini de gündemde tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin gerilimi, Türkiye'nin dış politika ve ekonomi dengeleri açısından doğrudan etkiler barındırıyor. Türkiye, bu iki küresel güçle de ilişkilerini dengelemeye çalışırken, yaşanabilecek bir ticaret savaşı, Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Özellikle Çin'e yönelik yaptırımların derinleşmesi, Türkiye'nin ticaret ortakları üzerinden dolaylı kayıplara yol açma riski taşıyor. Ayrıca, küresel güç mücadelesi, Türkiye'nin savunma sanayii alanındaki bağımsız hamleleri ve enerji politikaları üzerinde yeni baskılar oluşturabilir. Bu nedenle, Ankara'nın bölgesel iş birliği mekanizmalarını güçlendirmesi ve ticaret rotalarını çeşitlendirmesi stratejik önemini artırıyor.