Ortadoğu'da devam eden savaş, füze savunma sistemlerinin İran yapımı balistik füzeler ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı etkili olduğunu gösterse de, uzmanlar bu başarının Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nun (PLA) çok daha gelişmiş füze cephaneliği karşısında tekrarlanamayabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Tayvan üzerinde olası bir çatışma senaryosunda, ABD ve müttefiklerinin mevcut savunma kabiliyetlerinin ciddi zaafiyetler taşıdığı belirtiliyor.
Savaşın Ortaya Çıkardığı Zaaflar
İsrail, İran'ın Nisan 2024'teki misilleme saldırısında yüzlerce füze ve İHA'yı başarıyla engellerken, bu savunma operasyonu ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün'ün yoğun katılımıyla gerçekleşti. Ancak stratejistler, bu başarının yanıltıcı olabileceğini vurguluyor. İran'ın kullandığı füzeler daha eski modellerden oluşurken, Çin'in DF-21 ve DF-26 gibi balistik füzeleri hipersonik hızlara ulaşabiliyor ve manevra kabiliyetleri sayesinde mevcut savunma sistemlerini aşabiliyor. Ayrıca Çin, saldırılarını yoğunlaştırmak için binlerce füze eşzamanlı fırlatma kapasitesine sahip; bu da radar ve önleme sistemlerini aşırı yükleyerek savunmayı çökertebilir.
Tayvan'a yönelik bir operasyonda ABD'nin, ada çevresinde konuşlandırdığı Aegis gemileri ve THAAD bataryaları ilk savunma hattını oluşturacak. Ancak PLA, bu gemilere karşı uzun menzilli anti-gemi füzeleri (DF-21D, DF-26) ve denizaltılar kullanarak savunma ağını hedef alabilir. Ayrıca Çin, elektronik harp ve siber saldırılarla radar ve iletişim sistemlerini devre dışı bırakma kabiliyetine sahip. Bu senaryoda, ABD'nin savunma harcamaları artsa bile, teknolojik üstünlüğün kısa sürede aşınması muhtemel.
Küresel Güvenlik Dengesine Etkisi
Bu durum, Asya-Pasifik'teki güç dengesini değiştirebilir. Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ABD müttefikleri, Çin'in artan askeri kabiliyetleri karşısında caydırıcılıklarını sorgulamaya başladı. ABD'nin füze savunma sistemlerini modernize etme çabaları (örneğin, Next-Generation Interceptor ve hipersonik savunma projeleri) henüz test aşamasında ve tam operasyonel hale gelmesi yıllar alabilir. Bu arada, Çin'in füze stokları ve üretim kapasitesi ABD'ninkinden katbekat fazla. Bazı analistler, ABD'nin Tayvan'ı savunma taahhüdünün sorgulanabilir hale geldiğini, çünkü başarısız bir savunmanın ABD'nin bölgedeki itibarını daha fazla zedeleyeceğini öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kendi füze savunma sistemlerini geliştirme (SİPER, HİSAR) ve NATO'nun entegre hava savunma ağının bir parçası olarak bu teknolojik dönüşümü yakından takip etmektedir. Çin'in hipersonik füze tehdidi, Türkiye'nin S-400 gibi sistemlerinin etkinliğini de sorgulatabilir. Ayrıca, ABD'nin Tayvan konusundaki caydırıcılık krizi, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve savunma sanayiinde dışa bağımlılığını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Bölgesel olarak, İran'ın füze programı karşısında Türkiye'nin savunma ihtiyaçları daha da kritik hale gelirken; Çin ile ticari ilişkilerin askeri dengelerden etkilenmesi olasıdır.