Peru'da 6 Haziran 2026 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda zafer elde eden muhafazakâr aday Keiko Fujimori, resmî sonuçların açıklanmasının ardından geçiş sürecini başlattı. Fujimori, seçim zaferinin Ulusal Seçim Jürisi (JNE) tarafından tescil edilmesiyle birlikte, 15 Temmuz'da düzenlenecek mazbata töreni öncesinde her bir bakanlık için ayrıntılı bir değerlendirme yapılacağını duyurdu. Bu değerlendirme, yeni hükümetin önceliklerini belirlemek ve mevcut yönetimden sorunsuz bir devir teslim sağlamak amacıyla gerçekleştirilecek.
Geçiş Sürecinin Detayları ve Siyasi Arka Plan
Fujimori, başkent Lima'da düzenlediği basın toplantısında, geçiş ekibinin önümüzdeki haftalarda her bir bakanlık için kapsamlı bir envanter çıkaracağını belirtti. Bu süreçte personel yapısı, bütçe durumu, devam eden projeler ve acil sorunlar ele alınacak. Fujimori, "Peru'nun karşı karşıya olduğu sorunları biliyoruz, ancak en doğru adımları atmak için mevcut durumu net bir şekilde görmeliyiz" ifadelerini kullandı. Seçim kampanyası boyunca güvenlik, ekonomi ve yolsuzlukla mücadele vaatleriyle öne çıkan Fujimori, geçiş sürecinin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütüleceğini vurguladı.
Seçimin galibi olarak gösterilen Keiko Fujimori, eski devlet başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olarak siyasi kariyerine başlamıştı. Babasının 1990-2000 yılları arasındaki otoriter yönetimi ve ardından gelen yolsuzluk skandalları, Keiko'nun siyasi mirasını gölgede bırakmış olsa da, 2026 seçimlerinde rakiplerine karşı açık bir farkla galip geldi. Seçim sonuçları, Peru'nun derin siyasi kutuplaşmasına rağmen Fujimori'nin geniş bir tabandan destek aldığını gösterdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Latin Amerika Siyasetinde Yeni Dönem
Fujimori'nin zaferi, Latin Amerika'da sağ popülizmin yükselişi olarak yorumlanıyor. Brezilya, Arjantin ve Şili'de sol hükümetlerin görevde olduğu bir dönemde Peru'nun muhafazakâr bir yönetime geçmesi, bölgesel dengeyi değiştirebilir. Uzmanlar, Fujimori'nin özellikle Çin ve ABD ile olan ticari ilişkilerde pragmatik bir çizgi izleyeceğini, ancak Venezuela ve Küba gibi ülkelerle mesafeli duracağını öngörüyor. Ayrıca, Peru'nun Pasifik İttifakı ve And Topluluğu gibi bölgesel örgütlerdeki rolü yeniden şekillenebilir.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Peru'nun dünyanın en büyük bakır üreticilerinden biri olması, Fujimori'nin madencilik politikalarını küresel piyasalar için kritik hale getiriyor. Yatırımcılar, Fujimori'nin özel sektör yanlısı söylemlerini olumlu karşılarken, sendikalar ve çevre örgütleri ise geçmişteki çatışmalı madencilik projelerine dair endişelerini dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'da Fujimori'nin iktidara gelmesi Türk dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Latin Amerika'da merkez sağ bir yönetimin varlığı Türkiye'nin bölgeye yönelik ticari ve diplomatik hamleleri açısından fırsatlar sunabilir. İkili ticaret hacmi henüz sınırlı olsa da, Türkiye'nin savunma sanayii ve inşaat sektöründe Peru ile iş birliği potansiyeli bulunuyor. Ayrıca, Fujimori'nin babası Alberto döneminde Türkiye ile Peru arasında imzalanan anlaşmaların güncellenmesi olasılığı uzak değil. Küresel bağlamda, Peru'nun Madencilik sektöründeki politikaları Türkiye'nin hammadde tedariki açısından dolaylı önem taşıyabilir.