2024 yazında yapılan erken parlamento seçimlerinde aşırı sağın yükselişini durdurmak için birleşen Fransız solu, şimdi kritik bir cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde derin bölünmeler yaşıyor. Bu bölünme, Marine Le Pen'in Élysée Sarayı'na giden yolunu daha da düzleştiriyor. İki yıl önce kurulan geniş ittifak, yerini kişisel hırslara ve ideolojik çekişmelere bıraktı.
Birleşik Cephe Çöküyor
2024 yazında, aşırı sağın kazanma ihtimaline karşı birleşen sol partiler, seçimlerde gösterdikleri dayanışma ile dikkat çekmişti. Ancak bu birliktelik uzun ömürlü olmadı. Sosyalist Parti, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Yeşiller ve Komünist Parti arasındaki ittifak, cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde çatırdamaya başladı. Her lider, kendi adaylığını öne çıkarırken, ideolojik farklılıklar ve kişisel rekabetler ön plana çıktı.
Anketlere göre, Fransız seçmenin önemli bir kısmı solun bölünmüşlüğünden endişe duyuyor. Sol seçmenin büyük bir kısmı, Le Pen'i durdurabilecek tek gücün birleşik bir sol olduğuna inanıyor. Ancak partiler arasındaki güven eksikliği, bu birliği neredeyse imkânsız kılıyor. Özellikle LFI lideri Jean-Luc Mélenchon'un üçüncü kez aday olma ihtimali, diğer sol partiler tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor.
Avrupa ve Küresel Dengeler
Bu bölünme, yalnızca Fransa iç siyasetini değil, Avrupa genelinde de yankı buluyor. Le Pen'in zaferi, Avrupa Birliği'nin geleceği açısından ciddi riskler taşıyor. Le Pen, Fransa'nın AB'den çıkışını savunmasa da, AB kurumlarına karşı sert bir tutum sergiliyor ve ulusal egemenliği ön planda tutuyor. Bu durum, özellikle Almanya'nın liderliğindeki AB yönetimini zora sokabilir.
Uluslararası gözlemciler, Fransa'daki bu siyasi istikrarsızlığın Avrupa'nın güvenlik mimarisini de etkileyebileceğini belirtiyor. Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken, Fransa'nın NATO içindeki rolü ve Avrupa güvenliğine katkısı kritik önem taşıyor. Le Pen'in Rusya'ya karşı daha yumuşak bir tutum sergilemesi, Batı ittifakında çatlaklara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki siyasi gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Le Pen'in iktidara gelmesi halinde, Fransa'nın Türkiye'ye yönelik politikalarında sertleşme beklenebilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, Libya ve Suriye konularında Fransa-Türkiye gerilimi artabilir. Ayrıca, Le Pen'in AB karşıtı söylemleri, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni belirsizlikler yaratabilir. Öte yandan, Fransa'daki siyasi istikrarsızlık, Avrupa genelinde sağ popülizmin yükselişini hızlandırabilir ve bu da Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde ek zorluklar çıkarabilir.