Fransa'da gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, ülkenin efsanevi lideri Charles de Gaulle'ün hayatını anlatan beş saatlik bir film, Fransız siyasetinin gündemini belirliyor. ‘De Gaulle’ adlı yapım, sadece sinema salonlarında değil, siyasi partilerde ve medyada da büyük yankı uyandırdı. Film, de Gaulle'ün İkinci Dünya Savaşı'ndaki direniş liderliğinden, 1958'de Beşinci Cumhuriyet'i kurmasına ve 1968 olaylarına kadar uzanan kariyerini mercek altına alıyor. Bu kapsamlı yapım, Fransız siyasetçilerin de Gaulle mirasına olan ilgisini yeniden alevlendirdi ve ülkenin siyasi iklimini derinden etkiliyor.
De Gaulle filmi ve Fransız siyasetindeki yansımaları
Fransız sinemasının önemli yönetmenlerinden biri tarafından çekilen film, tarihi arşiv görüntüleri ve canlandırmalarla de Gaulle'ün karmaşık kişiliğini ve siyasi dehasını gözler önüne seriyor. Film, Fransa'nın en zor dönemlerinde ülkeyi birleştiren bir liderin portresini çizerken, günümüz siyasetçilerine de ilham kaynağı oluyor. Özellikle sağ ve merkez sağ partilerin liderleri, de Gaulle'ün milliyetçilik, egemenlik ve güçlü devlet anlayışını kendi söylemlerine uyarlamaya çalışıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da zaman zaman de Gaulle'ü andığı biliniyor. Macron, özellikle Avrupa Birliği'nin reformu ve Fransa'nın bağımsız dış politika izlemesi konularında de Gaulle'ün mirasına sahip çıkıyor. Öte yandan aşırı sağcı Marine Le Pen de de Gaulle'ün göç ve milli kimlik konularındaki sert tutumunu kendi politikalarına referans gösteriyor. Bu durum, de Gaulle'ün hala Fransız siyasetinin merkezinde yer aldığını gösteriyor.
Filmin bölgesel ve küresel boyutu
Film, sadece Fransa'da değil, Avrupa genelinde de yankı buldu. Avrupa'da yükselen milliyetçilik ve egemenlikçi hareketlerin de Gaulle'ü bir referans noktası olarak görmesi dikkat çekiyor. Özellikle Avrupa Birliği'ne eleştirel yaklaşan partiler, de Gaulle'ün ulus devlet vurgusunu kendi söylemlerine entegre etmeye çalışıyor. Bu durum, Avrupa'da entegrasyon karşıtlığı ve ulusal egemenliğin ön planda olduğu bir siyasi iklimin oluşmasına katkıda bulunuyor.
Küresel ölçekte ise de Gaulle, sömürgecilik sonrası dönemde bağımsız bir dış politika izlemenin sembolü olarak görülüyor. Özellikle ABD'nin hegemonyasına karşı duruşu ve Fransa'nın nükleer caydırıcılığını geliştirmesi, günümüzde bazı ülkeler için bir model olarak sunuluyor. Film, bu yönleriyle uluslararası ilişkilerde bağımsızlık ve egemenlik tartışmalarına da ışık tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
De Gaulle'ün Fransa'daki popülaritesinin artması, Türkiye-Fransa ilişkileri açısından da önem taşıyor. De Gaulle döneminde Fransa, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üyelik başvurusuna olumsuz yaklaşmıştı. Günümüzde de Fransa'nın Türkiye'ye yönelik tutumunda de Gaulle'cü bir çizginin izleri görülebiliyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, Libya ve Suriye konularında Fransa'nın Türkiye'ye karşı sert tutumu, de Gaulle'ün ulusal çıkar öncelikli dış politika anlayışıyla örtüşüyor. Bu nedenle film, Fransız siyasetindeki bu eğilimin anlaşılması açısından Türk karar alıcıları için bir fırsat sunuyor.