Fransız Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçakları, Baltık bölgesinde sadece bir hafta içerisinde 11 kez Rus askeri uçaklarını önlemek için acil kalkış yaptı. NATO'nun Baltık Devriyesi görevi kapsamında Litvanya'daki Šiauliai Hava Üssü'nde konuşlu Fransız Mirage 2000-5 ve Rafale savaş uçakları, geçtiğimiz hafta boyunca Rus savaş uçaklarının Baltık ülkelerinin hava sahasına yaklaşması üzerine havalandı. Olaylar, Finlandiya, Estonya, Letonya ve Litvanya hava sahalarına sivil insansız hava araçlarının (İHA) girmesiyle ilgili bir dizi benzer olayın hemen ardından geldi.
Baltık'ta artan gerilim ve NATO'nun yanıtı
Fransız savaş uçaklarının bu yoğun müdahalesi, NATO'nun Baltık bölgesindeki hava savunma misyonu olan Baltic Air Policing kapsamında gerçekleşti. Norveç, Polonya ve birçok NATO müttefiki gibi Fransa da dönüşümlü olarak Baltık'ta hava sahası güvenliğini sağlıyor. Fransız Hava Kuvvetleri’nin Šiauliai'de konuşlu birliği, son günlerde Rus savaş uçaklarının uluslararası hava sahasında transit geçişleri sırasında kimlik tespiti ve önleme amaçlı görevler yürüttü.
NATO verilerine göre, 2023 yılında Baltık bölgesinde Rus askeri uçaklarına yönelik önleme sayısı önemli ölçüde arttı. Özellikle Ukrayna savaşının başlamasından bu yana, Rus savaş uçaklarının Baltık ülkeleri ve İsveç, Finlandiya hava sahalarına yakın uçuşları sıklaştı. Bu uçuşlar genellikle kendini belli etmeyen, uçuş planı bildirilmeyen ve NATO hava trafik kontrolü ile iletişime geçmeyen uçaklarla yapılıyor. NATO, bu tür uçuşları ‘profesyonel olmayan’ ve ‘potansiyel olarak tehlikeli’ olarak nitelendiriyor.
Son bir haftada yaşanan 11 ayrı olayda, Fransız pilotları Rus uçaklarına eşlik ederek, uluslararası hava sahasında güvenli mesafede kalmalarını sağladı. Fransa Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “Müdahalelerimiz, NATO'nun caydırıcılık ve savunma kabiliyetinin bir parçasıdır. Rus uçakları herhangi bir saldırgan niyet göstermemiş olsa da, bu tür uçuşların sürekli izlenmesi ve gerektiğinde önlenmesi güvenlik açısından kritik öneme sahiptir” denildi.
Bölgesel ve küresel boyut: Baltık'tan Karadeniz'e uzanan gerilim hattı
Baltık bölgesindeki bu tür angajmanlar, NATO ile Rusya arasındaki geniş çaplı gerilimin bir yansıması. Finlandiya'nın 2023'te NATO'ya katılması ve İsveç'in de ittifaka katılım sürecini tamamlamasına kesin gözüyle bakılması, Rusya'yı çevreleyen NATO hava sahasını genişletti. Bu durum, Rus askeri uçaklarının Kaliningrad eksklavına ve Rusya anakarasına yaptığı uçuşlarda NATO üyesi ülkelerin hava sahasına daha sık yaklaşmasına neden oluyor.
NATO'nun Baltık'taki hava polisliği görevi, 2004 yılında Estonya, Letonya ve Litvanya'nın ittifaka katılmasından bu yana devam ediyor. Görevin temel amacı, Baltık ülkelerinin kendi hava sahalarını savunamaması durumunda hava savunmasını sağlamak. Ancak son yıllarda, özellikle Ukrayna savaşı ile birlikte, bu görev daha da kritik hale geldi. Benzer önleme olayları Karadeniz'de de yaşanıyor; Rus savaş uçakları sık sık NATO gemileri ve keşif uçaklarına yakın uçuşlar gerçekleştiriyor.
Uzmanlar, bu tür olayların yanlış hesaplamalara yol açma riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Rus uçaklarının NATO hava sahasına girmeden durdurulması ve uzaklaştırılması standart prosedür olsa da, iletişimsizlik veya yanlış anlama potansiyel bir çatışmayı tetikleyebilir. NATO yetkilileri, bu riski azaltmak için Rusya ile askeri hatlar arasında acil durum iletişim kanallarının açık tutulduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Baltık'taki bu gerginlik, NATO'nun doğu kanadındaki caydırıcılık politikasının bir parçası. Türkiye, NATO müttefiki olarak ittifakın hava savunma ve caydırıcılık kabiliyetlerine katkı sağlayan ülkelerden biri. Türkiye'nin Karadeniz'de benzer önleme görevleri yürüttüğü ve Rus uçaklarına karşı müdahalelerde bulunduğu biliniyor. Dolayısıyla bu gelişme, NATO'nun tüm üyeleri için ortak bir güvenlik tehdidine işaret ediyor. Rusya'nın hava sahası ihlallerine karşı NATO'nun kararlılığı, Türkiye'nin de kendi hava sahasını koruma politikasıyla örtüşüyor. Ayrıca, Ukrayna savaşı bağlamında Doğu Avrupa ve Karadeniz'deki güvenlik dinamikleri arasındaki bağlantı, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği çıkarları açısından önem taşıyor.