Fransa'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nicolas de Rivière, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine yönelik başlattığı kara harekâtına ilişkin sert bir açıklama yaparak, bu girişimi 'stratejik bir hata' olarak tanımladı. De Rivière, New York'taki BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, İsrail'in sivil kayıplara ve bölgesel istikrarsızlığa yol açan bu adımının uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Fransız diplomat, tarafları derhal ateşkes ilan etmeye ve BM arabuluculuğunda siyasi bir çözüm aramaya çağırdı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, son haftalarda artan sınır gerilimleri ve Hizbullah'ın roket saldırılarına yanıt olarak 1 Ekim 2024 tarihinde Lübnan'ın güneyine sınırlı çaplı bir kara harekâtı başlattı. Bu operasyon, 2006'daki savaştan bu yana İsrail'in Lübnan topraklarına yaptığı en büyük askeri müdahale olarak kayıtlara geçti. BM Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) verilerine göre, çatışmalarda şu ana kadar 150'den fazla sivil hayatını kaybetti, 500 binden fazla kişi yerinden edildi. İsrail, operasyonun amacının kuzeydeki yerleşim birimlerini Hizbullah tehdidinden korumak olduğunu savunurken, uluslararası toplumdan gelen tepkiler giderek sertleşiyor. ABD ve İngiltere gibi müttefiklerin daha ölçülü eleştirilerine rağmen, Fransa'nın net tutumu dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa'nın bu açıklaması, özellikle İsrail-Lübnan sınırında tırmanan gerilimin bölgesel istikrar için oluşturduğu tehdide işaret ediyor. Lübnan'ın zaten ağır bir ekonomik kriz ve siyasi çıkmazla boğuştuğu bir dönemde, bu askeri müdahale ülkeyi daha da kırılgan hale getirebilir. BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinden Fransa'nın bu tutumu, aynı zamanda İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasına yol açabilir. Uzmanlar, İsrail'in kuzey sınırındaki çatışmaların Gazze'deki savaşın bir uzantısı olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor. İran'ın Hizbullah aracılığıyla dolaylı olarak müdahil olduğu bu çatışma, İsrail-İran gerilimini de yeniden alevlendirme potansiyeli taşıyor. Öte yandan, Fransa'nın BM nezdindeki çağrısı, diplomatik çözüm umutlarını canlı tutarken, sahadaki gerçeklik farklı bir tablo çiziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakından takip ettiği bir bölgesel krizdir. Türkiye, bir yandan İsrail'le son dönemde normalleşme adımları atarken, diğer yandan Filistin ve Lübnan'daki sivil kayıplara karşı güçlü tepkiler vermektedir. Fransa'nın tutumu, Türkiye'nin BM nezdinde benzer bir duruş sergilemesini kolaylaştırabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda Türkiye ile anlaşmazlık yaşayan Lübnan'ın istikrarsızlaşması, bölgesel güç dengesini etkileyebilir. Türkiye'nin sınır güvenliği ve mülteci akınları açısından endişeleri bulunmaktadır; zira çatışmaların Suriye'ye sıçraması yeni bir sığınmacı dalgasını tetikleyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin diplomatik girişimlerle ateşkesin sağlanması için aktif rol üstlenmesi beklenmektedir.