Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National, RN) partisi ve sağcı müttefikleri, pazar günü yapılan Senato dolaylı seçimlerinde kendi gruplarını kurmak için yeterli sandalye kazandıklarını duyurdu. Başkent Paris'te yapılan açıklamada, RN liderleri, Senato'da ayrı bir siyasi grup oluşturma hakkını elde ettiklerini belirtti. Bu gelişme, aşırı sağın Fransız siyasetinde artan etkisinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Seçim süreci ve sonuçlar
Fransa Senatosu'nun 348 üyesi, doğrudan halk oylamasıyla değil, seçilmiş yerel yöneticilerden oluşan bir seçiciler kurulu tarafından dolaylı olarak seçiliyor. Pazar günü yapılan seçimlerde, üyelerin yaklaşık yarısı yenilendi. Ulusal Birlik partisi, geçmiş seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de sınırlı sayıda sandalye kazanabilmişti; ancak bu kez müttefikleriyle birlikte grup kurma eşiğini aştıkları bildirildi.
Senato'da grup kurmak için gereken minimum üye sayısı 10. RN ve müttefiklerinin bu sayıya ulaştığı açıklandı. Henüz resmi sonuçlar açıklanmadı; ancak parti yetkilileri, sandalye sayısının grup kurmaya yettiğini ifade etti. Bu, RN'nin Senato'daki ilk kez kendi grubunu oluşturacağı anlamına geliyor.
Seçim sonuçları, Fransız siyasetinde son yıllarda yaşanan değişimi yansıtıyor. 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde RN lideri Marine Le Pen ikinci tura kalmış, ardından yapılan genel seçimlerde parti önemli sayıda milletvekili çıkarmıştı. Yerel seçimlerdeki başarılar, dolaylı Senato seçimlerine de yansımaya başladı.
Siyasi dengeler ve muhalefetin tepkisi
Senato'da şu ana kadar Cumhuriyetçiler (LR) ve sosyalistler gibi geleneksel partiler hâkimdi. RN'nin grup kurması, bu dengeleri değiştirebilir. Aşırı sağın Senato'da temsil edilmesi, yasama sürecinde daha fazla söz sahibi olması anlamına geliyor. Ancak Senato, Ulusal Meclis'e göre daha az yetkiye sahip; yine de yasaların geçmesinde önemli bir rol oynuyor.
Muhalefet partileri, RN'nin yükselişinden endişe duyuyor. Sosyalist Parti ve Yeşiller gibi sol partiler, aşırı sağın kurumsal olarak güçlenmesini eleştiriyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un partisi Rönesans ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Macron, geçtiğimiz yıllarda RN'yi "cumhuriyet karşıtı" olarak nitelendirmişti.
RN lideri Marine Le Pen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Senato'da sesimizi duyurmak için önemli bir adım attık. Bu, halkın taleplerinin Meclis'te daha güçlü temsil edilmesi anlamına geliyor" dedi. Partinin genel başkanı Jordan Bardella ise, "Yerel yönetimlerdeki başarımızın karşılığını alıyoruz" ifadelerini kullandı.
Avrupa ve dünya açısından önemi
Fransa'da aşırı sağın yükselişi, Avrupa genelindeki benzer eğilimlerle paralellik gösteriyor. İtalya'da Giorgia Meloni liderliğindeki aşırı sağcı İtalya Kardeşleri partisi iktidarda. Almanya'da Alternatif für Deutschland (AfD) anketlerde yükselişte. İsveç ve Finlandiya gibi ülkelerde de sağ popülist partiler koalisyon hükümetlerinde yer alıyor.
Fransa'nın AB içindeki ağırlığı göz önüne alındığında, RN'nin Senato'da grup kurması, AB politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir. RN, AB karşıtı söylemiyle biliniyor; ancak son yıllarda daha ılımlı bir çizgi izlemeye çalışıyor. Yine de partinin yükselişi, AB'nin geleceği tartışmalarında önemli bir faktör.
Senato seçimleri, Fransa'da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir gösterge olarak kabul ediliyor. RN'nin bu başarısı, 2027'de daha da güçlenebileceğinin işareti. Ancak Senato seçimleri düşük katılımlı ve yerel dinamiklere bağlı olduğu için genel seçim sonuçlarını birebir yansıtmayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın Senato'da grup kurması, Türkiye-Fransa ilişkileri açısından dikkatle izlenmeli. RN, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmış, Ermeni iddialarını desteklemiş ve Türkiye karşıtı söylemleriyle bilinmişti. Partinin yasama sürecinde daha etkin olması, Fransa'nın Türkiye politikasında olumsuz bir faktör olabilir. Ancak Senato'nun dış politika üzerindeki etkisi sınırlı; asıl belirleyici olan Cumhurbaşkanlığı ve Ulusal Meclis. Yine de RN'nin yükselişi, Avrupa'da Türkiye aleyhtarı söylemlerin güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Türkiye, Fransa ile diyaloğu sürdürerek bu eğilimin etkisini azaltmaya çalışmalı.