Fransa'da bir hukuk firması, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinden yüzlerce yıllık zeytin ağaçlarını sökerek çaldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Şikayet, 600 yıllık olduğu belirtilen ağaçların İsrail'e götürüldüğünü ve yeniden dikildiğini öne sürüyor. Başvuru, uluslararası hukukta devlet malına yönelik sistematik yağmanın belgelenmesi açısından dikkat çekici bir adım olarak değerlendiriliyor.
Olayın arka planı ve hukuki süreç
Middle East Eye'ın haberine göre, Fransız avukatlar tarafından hazırlanan şikayet dilekçesi, İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri operasyonları sırasında sivil altyapıya ve tarım arazilerine verilen zararı belgeliyor. Dilekçede, özellikle 2023-2024 döneminde İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki köylerde bulunan asırlık zeytin ağaçlarını buldozerlerle söktüğü, ardından bu ağaçları İsrail topraklarına taşıyarak yeniden diktiği ifade ediliyor. Şikayet, söz konusu ağaçların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi bir miras olduğunu vurguluyor. 600 yıllık olduğu belirtilen ağaçlar, Lübnan'ın güneyindeki Hristiyan ve Müslüman topluluklar için ortak bir simge. Zeytin, bölgede barış ve bereketin sembolü olarak kabul ediliyor.
Fransız hukuk sistemi, vatandaşlık bağı olmayan kişilerin de evrensel yargı yetkisi kapsamında başvuru yapmasına imkan tanıyor. Şikayet dilekçesinde, İsrail'in 1954 La Haye Sözleşmesi ve 1977 Cenevre Sözleşmesi'ne ek protokolleri ihlal ettiği savunuluyor. Bu sözleşmeler, işgal altındaki topraklarda kültürel ve doğal varlıkların tahrip edilmesini yasaklıyor. Dava, doğrudan İsrail devletine yönelik bir tazminat talebi içermese de, uluslararası kamuoyunda farkındalık yaratmayı ve gelecekteki olası yargılamalar için emsal oluşturmayı hedefliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan, son yıllarda ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşurken, İsrail'in sınır ötesi operasyonları tarım sektörünü ciddi şekilde vurdu. Zeytin ağaçları, Lübnan'ın güneyinde yaşayan ailelerin geçim kaynağı. Yıllık zeytinyağı üretimi, ülke ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. İsrail'in ağaçları sökerek götürmesi, yalnızca bir mülkiyet ihlali değil, aynı zamanda bir kuşağın hafızasının silinmesi anlamına geliyor. Uluslararası hukuk uzmanları, bu tür eylemlerin savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor. Ancak şimdiye kadar İsrail'e karşı bu tür suçlamalarla açılan davaların çoğu sonuçsuz kaldı. Fransa'daki girişim, Avrupa'da İsrail'e yönelik hukuki baskının artması açısından bir kilometre taşı olabilir. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde, İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki eylemlerine karşı yargı yoluyla hesap sorma çabaları hız kazanıyor. Son aylarda İngiltere, İspanya ve Belçika'da da benzer başvurular yapıldığı bildiriliyor.
Diğer yandan, İsrail yetkilileri konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak İsrail ordusu, geçmişte Lübnan'daki operasyonlarda ele geçirilen malzemelerin "askeri amaçlı" olduğunu savunmuştu. Zeytin ağaçlarının askeri amaçla kullanılması ise akıllara sığmıyor. Bu durum, uluslararası toplumun İsrail'in eylemlerini sorgulamasına yol açıyor. Fransa'daki dava, sembolik de olsa, Lübnan'ın toprak bütünlüğü ve kültürel mirasının korunması yönünde bir çağrı niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarsızlığın ve İsrail'in bölgedeki tek taraflı eylemlerinin doğrudan etkilediği bir ülke. Özellikle Doğu Akdeniz'deki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları için risk oluşturuyor. Fransa'daki dava, uluslararası hukuk zemininde İsrail'e karşı artan baskının bir göstergesi. Türkiye, benzer şekilde uluslararası platformlarda İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki eylemlerini kınamakta ve iki devletli çözümü savunmakta. Bu dava, Türkiye'nin hukuki mücadeleye verdiği desteği artırabilir ve bölgesel müttefikleriyle ortak hareket etme imkanı sunabilir. Ayrıca, zeytin ağaçlarının korunması, Türkiye'nin Akdeniz'deki kültürel miras politikalarıyla da örtüşüyor.