Fransa'da aşırı sağcı söylemlerin ve ırkçı saldırıların son yıllarda zirveye ulaştığı bir dönemde, ülkenin doğal güzellikleriyle ünlü dağlık bölgelerinde yaşanan ayrımcılık dikkat çekiyor. Özellikle Alpler ve Pireneler'de yürüyüş, tırmanış ve kayak gibi açık hava sporlarıyla uğraşan göçmen kökenli Fransızlar, kendilerini 'beyazlara özel' alanlarda dışlanmış hissediyor. Middle East Eye'ın haberine göre, ırkçılık mağdurları dağlarda sözlü taciz, fiziksel saldırı ve sistematik dışlanma ile karşılaşıyor. Uzmanlar, bu durumun Fransa'nın kimlik tartışmaları ve aşırı sağın yükselişiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Irkçılığın dağlardaki yüzü
Fransa'da ırkçılık ve ayrımcılık raporları son yıllarda rekor seviyeye ulaştı. Ülke genelinde aşırı sağcı grupların etkinliği artarken, özellikle kırsal ve dağlık bölgelerde 'beyaz üstünlüğü' temalı söylemler yaygınlaşıyor. Middle East Eye'ın incelediği olaylarda, Kuzey Afrika ve Sahra altı Afrika kökenli Fransız vatandaşları, dağ yürüyüşlerinde veya kayak merkezlerinde 'burada ne işiniz var?', 'burası sizin yeriniz değil' gibi ırkçı ifadelerle karşılaştıklarını aktarıyor. Bazı durumlarda bu sözlü saldırılar fiziksel şiddete dönüşüyor. Dağ sporları topluluklarında göçmen kökenlilerin sayısının azlığı, bu alanların adeta 'beyazlara ayrılmış' bir imaj çizmesine yol açıyor. Sosyologlar, bunun sadece bireysel önyargılardan değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel engellerden kaynaklandığını vurguluyor. Dağ sporları ekipmanlarının pahalılığı, ulaşım zorlukları ve bu sporların geleneksel olarak beyaz orta sınıfa ait görülmesi, ayrımcılığı besliyor.
Fransa'da 2023 yılında yayımlanan bir hükümet raporuna göre, ırkçı saldırılar bir önceki yıla göre yüzde 30 artmış durumda. Özellikle aşırı sağcı grupların sosyal medyada örgütlenerek dağlık bölgelerde 'beyaz gurur yürüyüşleri' düzenlediği iddia ediliyor. Bu yürüyüşlerde açıkça ırkçı sloganlar atıldığı ve göçmen kökenlilerin hedef gösterildiği belirtiliyor. Yetkililer, bu tür etkinliklere karşı yasal işlem başlatsa da, olayların önüne geçmekte zorlanıyor. Dağ sporları federasyonları ise konuya ilişkin somut bir adım atmamakla eleştiriliyor. Irkçılık karşıtı dernekler, sporun birleştirici gücüne vurgu yaparak, dağların herkese ait olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa'daki bu durum, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ ve ırkçılık dalgasının bir parçası olarak görülüyor. Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde de benzer olaylar yaşanıyor. Dağlık bölgelerdeki bu tür ayrımcılık, sadece Fransa'nın iç meselesi olmanın ötesinde, Avrupa'nın çok kültürlülük ve entegrasyon politikalarının iflasını gösteriyor. Turizm ve açık hava sporları sektörü, bu tür ırkçı olayların ülke imajına zarar verdiğini ve ekonomik kayıplara yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle yabancı turistlerin de bu tür saldırılara maruz kalması, Fransa'nın turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Uluslararası insan hakları örgütleri, Fransa'yı ırkçılıkla mücadelede daha etkili önlemler almaya çağırıyor. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı, üye ülkelerde ırkçılık ve ayrımcılıkla ilgili verilerin endişe verici boyutta olduğunu açıkladı.
Fransa'da dağ sporlarına katılımda göçmen kökenlilerin oranı yüzde 5'in altında. Bu düşük katılım, sadece ekonomik nedenlerle açıklanamaz. Kültürel dışlama ve ırkçı tutumlar, bu spora olan ilgiyi kırıyor. Örneğin, birçok göçmen kökenli genç, dağ kulüplerine üye olmak istediğinde 'kontenjan dolu' gibi bahanelerle geri çevrildiğini ifade ediyor. Bazı kulüplerin ise açıkça 'Avrupalı' üye profili aradığı belirtiliyor. Bu durum, Fransa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, ülkedeki sosyal dokuyu da zedeliyor. Uzmanlar, dağ sporlarının herkes için erişilebilir hale getirilmesi için devlet destekli programların şart olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da dağ sporlarında yaşanan ırkçılık, Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve İslamofobinin bir yansıması olarak Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türk kökenli vatandaşlar ve diasporadaki Türkler, benzer ayrımcılık ve dışlanma riskiyle karşı karşıya. Bu tür olaylar, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde insan hakları ve azınlık hakları konularını daha güçlü bir şekilde gündeme getirmesini gerektiriyor. Ayrıca, Avrupa'daki ırkçı saldırılar, Türkiye'nin turizm potansiyelini de dolaylı olarak etkileyebilir; zira Türk vatandaşlarının Avrupa'daki dağ tatillerinde güvenlik endişesi yaşaması, alternatif destinasyonlara yönelmelerine yol açabilir. Türkiye, uluslararası platformlarda ırkçılıkla mücadele çağrılarını destekleyerek, Avrupa'daki Türk toplumunun haklarını savunmalı.