Paris'in güneyindeki betonarme bir toplu konut sitesinin yedinci katında yaşayan Samira, kavurucu sıcaklar altında nefes almakta zorlandığını söylüyor. Fransa'nın son yıllarda rekor düzeyde sıcak hava dalgasıyla boğuştuğu bir dönemde, evi adeta bir fırına dönüşmüş durumda. Samira'nın yaşadığı gibi düşük gelirli konut siteleri, iklim değişikliğinin getirdiği aşırı sıcaklara karşı mimari olarak korunmasız. Fransa genelinde birçok bina, yaz sıcağına değil kış soğuğuna göre tasarlanmış; bu da iklim eşitsizliğini derinleştiren bir faktör olarak öne çıkıyor.
Küresel ısınmanın eşitsiz yükü: Sıcak hava dalgaları yoksulları vuruyor
Fransa'da iklim değişikliği kaynaklı sıcak hava dalgaları giderek daha sık ve şiddetli hale gelirken, eski ve enerji verimsiz binalardaki düşük gelirli aileler en çok etkilenen kesimler arasında. 2003 yılında binlerce kişinin hayatını kaybettiği büyük sıcak hava dalgasının ardından alınan önlemler yetersiz kalmış durumda. Betonarme yapılar, gece boyunca soğumuyor, iç mekan sıcaklıkları dışarıdaki sıcaklığın üzerine çıkabiliyor. Klima kullanımı ise elektrik faturalarını artırarak yoksul haneler için ek bir yük oluşturuyor. Hükümetin 2023'te başlattığı yenileme programı kapsamında 50.000 evin iyileştirilmesi planlansa da, talep çok daha fazla.
Paris ve diğer büyük şehirlerdeki gecekondu benzeri yapılarda yaşayan göçmen aileler, sıcak hava dalgalarında en kırılgan grupları oluşturuyor. Samira'nın yaşadığı gibi site sakinleri, günün büyük bölümünü dışarıda gölgelik alanlarda geçirmek zorunda kalıyor. Sivil toplum kuruluşları, iklim krizinin yoksulları orantısız şekilde etkilediğini vurguluyor. Fransa'da yapılan bir araştırma, en düşük gelir grubundaki hanelerin, yüksek gelir grubuna kıyasla sıcak hava dalgalarında 2,5 kat daha fazla ölüm riski taşıdığını ortaya koyuyor.
Avrupa genelinde binalar sıcağa hazır değil
Fransa'daki bu durum, Avrupa genelinde yaygın bir soruna işaret ediyor. Kıta genelinde binaların büyük çoğunluğu, soğuk kış şartlarına göre inşa edilmiş durumda. İklim değişikliğiyle birlikte yaz sıcaklıkları artarken, eski bina stoku yetersiz yalıtım ve havalandırma nedeniyle adeta bir sera etkisi yaratıyor. AB, 'Yenileme Dalgası' stratejisiyle 2030 yılına kadar 35 milyon binanın enerji verimliliğini artırmayı hedefliyor. Ancak bu dönüşümün maliyetinin yüksek olması, özellikle yoksul ev sahipleri için büyük bir engel teşkil ediyor.
Uzmanlara göre, mevcut binaların iklim değişikliğine uyarlanması, sadece enerji verimliliğini değil, aynı zamanda sağlık ve sosyal adaleti de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. Avrupa Çevre Ajansı, sıcak hava dalgalarının halihazırda yılda ortalama 60.000 erken ölüme neden olduğunu belirtiyor. Bu rakamın önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. Fransa'daki toplu konut sitelerinin durumu, iklim krizinin yoksullar üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. İklim eşitsizliği, yalnızca gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş Avrupa ülkelerinin de gerçeği haline geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de benzer şekilde, eski ve enerji verimsiz bina stokuyla iklim krizine karşı kırılgan bir durumda. Özellikle kent merkezlerindeki betonarme yapılar, yaz aylarında ciddi sıcaklık artışına neden oluyor. Türkiye'de düşük gelirli hanelerin yoğunlaştığı gecekondu bölgeleri ve eski toplu konut alanları, sıcak hava dalgalarında en fazla risk taşıyan yerler arasında. Fransa örneği, iklim değişikliğine uyum politikalarının sadece enerji tasarrufu değil, aynı zamanda sosyal adalet ve halk sağlığı perspektifinden ele alınması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin kentsel dönüşüm projelerinde, iklim dirençli bina standartlarını düşük gelirli mahalleleri de kapsayacak şekilde uygulaması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, iklim krizinin yükü orantısız şekilde yoksul kesimlerin sırtına binecek.