Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin genç lideri Jordan Bardella, Avrupa Parlamentosu’nda (AP) sahte bir işte çalıştığı iddiasıyla gündeme oturdu. Bardella’nın, AP’de asistan olarak gösterdiği bir kişinin fiilen bu görevi yapmadığı, ancak maaşının AB bütçesinden ödendiği öne sürülüyor. İddialar, Bardella’nın 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasına kesin gözüyle bakıldığı bir dönemde ortaya çıktı. Fransa’da yolsuzlukla mücadele savcılığı konuyla ilgili soruşturma başlatırken, Bardella suçlamaları reddederek siyasi bir komplo olduğunu savundu.
Gelişmenin arka planı
Olay, Fransız basınında yer alan bir araştırmayla gün yüzüne çıktı. Buna göre Bardella, 2015-2017 yılları arasında AP’de asistan olarak istihdam ettiği bir kişiye, parlamentonun kendisine ayırdığı bütçeden 60 bin avroya yakın maaş ödenmesini sağladı. Ancak söz konusu kişinin Bardella’nın ofisinde düzenli olarak çalışmadığı, hatta o dönemde Fransa’da başka bir işte tam zamanlı olarak istihdam edildiği tespit edildi. AP’deki asistanların, milletvekillerine yardımcı olmak üzere istihdam edilmesi gerekiyor. Ancak iddiaya göre Bardella, bu fonu parti faaliyetleri için kullanmak amacıyla bir kukla asistan ataması yaptı. Fransa’da daha önce de benzer sahte işçilik skandalları yaşanmıştı. Ulusal Birlik’in kurucusu Jean-Marie Le Pen ve kızı Marine Le Pen de benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmış, Marine Le Pen geçtiğimiz yıl AP fonlarını kötüye kullanmaktan mahkum olmuştu. Bardella’nın bu yeni skandalı, partinin 2027 seçimlerine yönelik stratejisini zora sokabilir. Bardella, Marine Le Pen’in yolsuzluktan mahkumiyetine karşı yaptığı temyiz başvurusunun reddedilmesi halinde cumhurbaşkanı adayı olacak. Ancak bu iddialar, adaylığının sorgulanmasına neden olabilir.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu skandal, sadece Fransa’da değil Avrupa genelinde de yankı buldu. Aşırı sağ partilerin Avrupa Birliği kurumlarına yönelik eleştirileri, bu tür yolsuzluk iddialarıyla zayıflıyor. AB’nin mali denetim mekanizmalarının yetersiz olduğu yönündeki eleştirileri artırırken, AP’nin itibarına da gölge düşürüyor. Diğer yandan, Avrupa’daki aşırı sağ partilerin seçim başarıları, İtalya ve Almanya örneklerinde olduğu gibi artış gösterirken, bu tür skandallar söz konusu partilerin oy oranlarını etkileyebilir. Fransa’nın Avrupa’daki liderlik rolü göz önüne alındığında, Ulusal Birlik’in güçlenmesi AB’nin geleceği açısından risk olarak değerlendiriliyor. Skandal, özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde AB karşıtı söylemlerin güçlenmesine neden olabilir. Ancak Bardella’nın suçlamaları reddetmesi ve genç seçmenler arasında popüler olması, partinin oylarının düşmesini engelleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu skandal, Fransa’daki aşırı sağ hareketin zayıflamasına yol açabilir. Türkiye-AB ilişkileri açısından, Ulusal Birlik’in Türkiye karşıtı söylemleri biliniyor. Parti, Türkiye’nin AB üyeliğine ve mülteci politikalarına şiddetle karşı çıkıyor. Bardella’nın itibar kaybı, bu söylemlerin etkisini azaltabilir. Ayrıca, Marine Le Pen’in mahkumiyeti ve Bardella’nın bu skandalı, Fransız siyasetinde aşırı sağın yükselişini yavaşlatabilir. Türkiye, bu tür gelişmeleri AB ile diyaloğunu güçlendirmek için bir fırsat olarak değerlendirebilir.