Fransa'nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde yaz aylarında yaşanan orman yangınları, sadece doğal güzellikleri kül etmekle kalmadı; aynı zamanda ülkenin yangınla mücadele stratejisinin tartışmaya açılmasına neden oldu. Bazı köy sakinleri, itfaiye ekiplerinin ve kaynakların bilinçli olarak varlıklı yazlıkçıların gözdesi Cap Ferret yarımadasına yönlendirildiğini, kendi köylerinin ise 'feda edildiğini' öne sürüyor. Bu iddialar, artan orman yangınları riski karşısında kaynak dağılımının adil olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi.
Feda Edilen Köyler mi?
Yaz aylarında Dune du Pilat yakınlarındaki Pyla-sur-Mer ve çevre bölgelerde çıkan yangınlar, yüzlerce hektarlık ormanı ve bazı evleri kül etti. Ancak asıl öfkeyi tetikleyen, belirli bölgelerin diğerlerine göre önceliklendirildiği iddiaları. Yerel bir sakin olan Marie, "Bizim köyümüz La Teste-de-Buch, alevler neredeyse kapımıza dayandığında yeterli itfaiye aracı alamadı. Ama Cap Ferret'e sürekli helikopterler su taşıyordu. Sanki bizim evimiz değersiz, onlarınki değerliydi" diye konuştu.
Cap Ferret, Fransa'nın en pahalı gayrimenkullerinden bazılarına ev sahipliği yapan, Atlantik Okyanusu ile Arcachon Körfezi arasında uzanan bir yarımada. Burası özellikle yaz aylarında ünlülerin ve iş insanlarının uğrak yeri. Bölgedeki aktif bir sivil toplum kuruluşu olan 'Les Amis de la Forêt' (Ormanın Dostları) adlı dernek, itfaiye kayıtlarını incelediklerini ve yangınla mücadele kaynaklarının orantısız şekilde yarımadaya sevk edildiğini iddia etti. Derneğin sözcüsü, "Resmi verilere göre, aynı gün içinde Cap Ferret'e 20 müdahale aracı düşerken, iç kesimlerdeki bazı köylere yalnızca 2 araç gönderildi. Bu, canlı bir ölüm kalım meselesidir" dedi.
Itfaiye yetkilileri ise iddiaları reddediyor. Bölge itfaiye müdürü, "Kararlarımız rüzgâr yönü, arazinin yapısı ve o anki tehdide göre verilir. Kimsenin mülkünü diğerinden üstün tutmuyoruz" açıklamasını yaptı. Ancak bazı eski itfaiyeciler, özellikle turistik bölgelerin ekonomik önemi nedeniyle dolaylı bir önceliklendirme olabileceğini kabul etti.
Küresel İklim Krizi ve Artan Tehdit
Bu tartışma, iklim değişikliğinin orman yangınlarını daha sık ve yıkıcı hale getirdiği bir dönemde yaşanıyor. Bu yaz Akdeniz havzasında İspanya, Yunanistan ve Türkiye'de de benzer felaketler meydana geldi. Uzmanlar, sıcak hava dalgalarının ve kuraklığın 'yeni normal' olduğunu, bu nedenle ülkelerin yangınla mücadele bütçelerini ve stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini vurguluyor. Fransa'da ise hükümet, 'iklim acil durumu' kapsamında ek finansman sağlama sözü verdi, ancak kaynak dağılımındaki eşitsizliklerin giderilip giderilmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Cap Ferret'in durumu, iklim değişikliğiyle mücadelede adaletin ve sosyal eşitliğin de ön plana çıkması gerektiğini gösteriyor. Yoksul ve kırsal bölgelerin korunmasız kalması, yangınların en çok etkilediği kesimlerin başında gelen tarımla uğraşan ve düşük gelirli ailelerin durumunu daha da kötüleştiriyor. Bu durum, sadece Fransa'nın değil, tüm Avrupa'nın önümüzdeki yıllarda çözmek zorunda kalacağı bir problem.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki yangın yönetimi tartışması, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Özellikle 2021 yılında Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaşanan büyük orman yangınlarında benzer eleştiriler Türkiye'de de gündeme gelmişti. Kaynak dağıtımındaki adaletsizlik, kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Bu olay, yangınla mücadelede şeffaf ve eşitlikçi bir yaklaşımın yanı sıra, küresel iklim krizine karşı uluslararası iş birliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, orman yangınlarıyla mücadelede teknolojik altyapısını güçlendirirken, kaynakların coğrafi ve sosyal olarak dengeli dağıtılmasına da özen göstermeli.