Fransa, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcılarına yönelik uyguladığı yaptırımları sert bir dille kınayarak mahkemeye tam destek verdiğini açıkladı. Paris yönetimi, uluslararası hukukun üstünlüğüne vurgu yaparken, bu adımın küresel adalet mekanizmalarına yönelik bir tehdit olduğunu belirtti. Olay, UCM'nin Gazze'deki savaş suçları iddialarına ilişkin soruşturma başlatmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump'ın imzaladığı bir kararnameyle başladı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle UCM'de görev yapan bazı savcı ve personeli hedef alan yaptırımları yürürlüğe koydu. Bu yaptırımlar, mahkemenin Gazze'deki çatışmalara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında İsrailli yetkililer hakkında tutuklama kararı çıkarmasına tepki olarak değerlendiriliyor. Kararnameye göre, UCM personelinin ABD'ye girişi yasaklanırken, ABD'deki mal varlıkları donduruluyor. Trump yönetimi, mahkemenin ABD veya müttefiklerine yönelik herhangi bir soruşturmasını kabul edilemez olarak nitelendiriyor.
Fransa Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, “Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla mücadelede bağımsız ve tarafsız bir kurumdur. ABD'nin uyguladığı yaptırımlar, uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırıdır” ifadelerine yer verdi. Fransa, ayrıca diğer Avrupa Birliği ülkelerini de benzer bir duruş sergilemeye çağırdı. Almanya ve Belçika da Fransa'ya destek sinyali verirken, AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “UCM'ye yönelik her türlü baskı kabul edilemez” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, uluslararası toplumda iki kutuplu bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bir yanda ABD ve İsrail, UCM'nin yetkilerini sorgularken; diğer yanda Avrupa ülkeleri ve insan hakları örgütleri mahkemeye destek veriyor. UCM Başsavcısı Kerim Han, yaptırımların mahkemenin çalışmalarını engellemeye yönelik olduğunu belirterek, “Adalet yolundaki kararlılığımız sarsılmaz” açıklamasında bulundu.
Bu durumun küresel çapta yaratabileceği en önemli etki, uluslararası hukukun uygulanabilirliğine olan güvenin zedelenmesi. Analistlere göre, ABD'nin bu adımı, diğer ülkelerin de UCM ile iş birliğini sorgulamasına neden olabilir. Özellikle Afrika ve Latin Amerika ülkeleri, mahkemenin Batılı olmayan ülkelere yönelik önyargılı olduğu yönündeki eleştirilerini yeniden gündeme getirebilir. Diğer taraftan, Rusya ve Çin gibi ülkeler de ABD'nin bu hamlesini kendi ulusal egemenlikleri açısından bir emsal olarak görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf bir ülke olmamakla birlikte, uluslararası hukukun üstünlüğüne verdiği önemi sıkça vurguluyor. ABD'nin UCM savcılarına yönelik yaptırımları, Türkiye'nin de zaman zaman karşı karşıya kaldığı benzer yaptırım politikalarının bir yansıması niteliğinde. Bu gelişme, uluslararası hukukun evrensel uygulanabilirliği konusunda Türk dış politikasının duruşunu netleştirmesi için bir fırsat sunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin yakın coğrafyasında devam eden çatışmalar ve insan hakları ihlalleri göz önüne alındığında, UCM'nin zayıflaması bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir. Türkiye, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına karşı çok taraflı mekanizmaların güçlendirilmesinden yana olduğu için, Fransa'nın bu girişimiyle dolaylı olarak paralel bir pozisyon almış oluyor.