Avrupa'yı kavuran son sıcak dalgası, ülkelerin iklim değişikliğine hazırlık düzeylerindeki büyük farklılıkları bir kez daha gözler önüne serdi. Southampton Üniversitesi Mühendislik ve Fizik Bilimleri Fakültesi'nden Profesör Ian Williams, Europe's Heatwave'in Nadia Massih'e verdiği röportajda, Fransa'nın sıcak dalgalarına karşı Avrupa'nın en hazırlıklı ülkesi olduğunu belirtirken, İngiltere'nin bu tehdidi "ara sıra yaşanan bir rahatsızlık" olarak gördüğünü vurguladı. Williams, mevcut sıcak hava dalgasının istisnai bir hava olayı değil, iklim değişikliğinin bir kanıtı olduğunu ve Avrupa'nın yeni normale uyum sağlaması gerektiğini ifade etti.
Avrupa'da sıcak dalgası hazırlıkları: Fransa öncü, İngiltere geride
Profesör Williams'ın değerlendirmelerine göre, Fransa 2003 yılında yaklaşık 15.000 kişinin hayatını kaybettiği ölümcül sıcak dalgasından önemli dersler çıkardı. Ülke, o tarihten bu yana erken uyarı sistemleri, kamu bilgilendirme kampanyaları, serinletme merkezleri ve yeşil altyapı yatırımlarıyla kapsamlı bir sıcak dalgası eylem planı oluşturdu. Örneğin Paris, şehir içi sıcaklıkları düşürmek için ağaçlandırma ve su yansıtıcı malzemeler kullanıyor.
Buna karşılık İngiltere, sıcak dalgalarını hâlâ bir sağlık krizi olarak değil, "ara sıra yaşanan bir rahatsızlık" olarak algılama eğiliminde. Williams, İngiltere'nin halk sağlığı sisteminin sıcak dalgalarına yanıt verme kapasitesinin sınırlı olduğunu ve iklim değişikliğiyle birlikte daha sık ve şiddetli sıcak hava olaylarına hazırlıklı olunması gerektiğini söylüyor. İngiltere'de 2022'de yaşanan rekor sıcak dalgasında 3.000'den fazla ek ölüm kaydedilmiş, ancak bu durum politika önceliklerinde kalıcı bir değişim yaratmamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: Sıcak dalgaları yeni normal mi?
Avrupa, son yıllarda sıcak dalgalarının sıklığı ve yoğunluğunda belirgin bir artış yaşıyor. 2023 yılı, kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri olurken, 2024'te de benzer eğilimler sürüyor. Uzmanlar, bu durumun Akdeniz havzasından Kuzey Avrupa'ya kadar tüm kıtayı etkilediğini belirtiyor. Özellikle şehirlerde betonlaşma ve yeşil alanların azalması, sıcaklıkları daha da artırarak "ısı adası" etkisine yol açıyor.
Almanya, Hollanda ve İskandinav ülkeleri, binaların iklimlendirilmesi ve kamuya açık serinletme alanları oluşturma konusunda adımlar atarken, İtalya ve İspanya gibi güney ülkeleri de su kaynakları yönetimi ve tarımda uyum stratejileri geliştiriyor. Ancak bu çabaların koordinasyonu ve finansmanı, AB düzeyinde hâlâ tartışma konusu. Profesör Williams, Avrupa'nın sıcak dalgalarına karşı ortak bir çerçeve oluşturması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle sıcak dalgalarına karşı Avrupa'nın güney ülkeleriyle benzer riskler taşıyor. Özellikle büyük şehirlerdeki plansız kentleşme ve yeşil alan kaybı, sıcaklık artışının etkilerini daha da hissedilir kılıyor. Fransa'nın 2003 sonrası geliştirdiği erken uyarı sistemleri ve kamu bilgilendirme stratejileri, Türkiye için de örnek teşkil edebilir. Ayrıca, tarım sektörü ve su kaynakları yönetiminde iklim değişikliğine uyum planlarının hızlandırılması, hem ekonomik sürdürülebilirlik hem de gıda güvenliği açısından kritik öneme sahip.