Fransa'nın Atlantik kıyısındaki Nantes kenti, tarihin en karanlık sayfalarından birine ev sahipliği yapıyor. Ülkenin en büyük köle limanı olan bu şehirde, 18. yüzyılda yaklaşık 550 bin Afrikalı köleleştirilerek Amerika'ya gönderildi. Bugün ise ilginç bir birliktelik yaşanıyor: Köle ticareti yapan ailelerin torunları ile ataları köleleştirilmiş olanlar, adalet arayışında bir araya geliyor. Bu taban hareketi, tarihsel hesaplaşmanın sadece mahkemelerde değil, toplumsal vicdanda da yankı bulmasını hedefliyor.
Tarihle Yüzleşmede Yeni Bir Adım: Köle Ticareti Mirası ve Onarım Çabaları
Nantes'da köle ticareti yapan bir aileden gelen Karine Lhéritier, ataları köleleştirilen bir aktivist olan Édouard Delanoë ile işbirliği yapıyor. Lhéritier, ailesinin geçmişinden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, Delanoë ise bu jestin sembolik olduğunu ancak gerçek adaletin yapısal değişikliklerle geleceğini vurguluyor. İkili, "Nantes Kölelik Anıtı" yakınlarında düzenledikleri atölyelerde, şehrin köle ticareti geçmişine dair farkındalık yaratmayı ve tazminat mekanizmaları tasarlamayı amaçlıyor. Bu girişim, Fransa'nın resmi olarak tanımadığı kölelik mağdurlarına tazminat tartışmalarını da alevlendirdi.
Fransa, 2001 yılında köle ticaretini ve köleliği insanlığa karşı suç olarak kabul eden bir yasa çıkardı. Ancak bu yasa, somut tazminat öngörmedi. Lhéritier ve Delanoë'nun çalışması, somut adımlar atılması için kamuoyu baskısı oluşturmayı hedefliyor. Örneğin, Nantes belediyesinin köle tüccarlarının isimlerini taşıyan sokakları yeniden adlandırması ve bazı kamu binalarına kölelik karşıtı sanat eserleri yerleştirmesi gibi sembolik adımlar atıldı. Ancak aktivistler, eğitim müfredatından ekonomik fırsat eşitliğine kadar daha kapsamlı bir onarım talep ediyor.
Küresel Kölelik Tazminatı Tartışmaları ve Fransa'nın Pozisyonu
Fransa, Karayipler ve Afrika'daki eski sömürgelerinde köle ticaretinin yaralarını sarmak için son yıllarda artan taleplerle karşı karşıya. Haiti, 1825'te Fransa'ya "bağımsızlık borcu" ödemek zorunda kalmış ve bu borç ancak 20. yüzyılın ortasında tamamen ödenebilmişti. Karayipler Topluluğu (CARICOM), 2013'te bir tazminat komisyonu kurdu. Ancak Fransa, diğer Avrupa ülkeleri gibi, hukuki sorumluluk kabul etmiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2018'de köleliği "insanlık suçu" olarak nitelendirdi ancak tazminat ödemeyeceğini söyledi. Nantes'taki taban hareketi, bu resmi duruşa karşı alternatif bir model sunuyor: Mağdur ve fail torunlarının diyaloğuyla yürütülen onarım. Bu model, ABD'de siyahilere tazminat tartışmalarına da ilham verebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Osmanlı geçmişinde kölelikle ilgili tartışmalara ışık tutabilir. Osmanlı İmparatorluğu'nda kölelik resmen 19. yüzyılda kaldırıldı, ancak bu döneme dair toplumsal hafıza ve tazminat talepleri sınırlıdır. Fransa'daki taban hareketi, Türkiye'de de benzer tarihsel hesaplaşmalar için bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, Avrupa'da kölelik tazminatı tartışmaları, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde insan hakları ve tarihsel sorumluluk bağlamında gündeme gelebilir. Küresel olarak, bu tür hareketler, geçmiş adaletsizliklerin onarımı konusunda uluslararası normların şekillenmesine katkıda bulunabilir.