Fransa, uluslararası gerilimi tırmandıracak bir adımla, İran'ın Paris Büyükelçiliği'nde görevli iki diplomatını sınır dışı etti. Fransız Dışişleri Bakanlığı, kararın geçen ay Tahran'daki Fransız Büyükelçiliği çalışanlarına yönelik fiziksel saldırıya misilleme olarak alındığını açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, İranlı yetkililerin Fransa'nın diplomatik misyonuna yönelik "kabul edilemez" davranışları kınandı ve bu tür eylemlerin diplomatik ilişkilerde ciddi sonuçları olacağı vurgulandı. Paris yönetimi, Tahran'ı Viyana Sözleşmesi'ni ihlal etmekle suçlarken, İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Sınır dışı kararı, iki ülke arasında son aylarda artan nükleer müzakereler ve Orta Doğu'daki gelişmeler bağlamında dikkat çekici bulunuyor.
Diplomatik krizin arka planı
Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre, Tahran'daki Fransız Büyükelçiliği personeline yönelik saldırı geçen ay meydana geldi. Açıklamada, İran makamlarının bu saldırıya göz yumduğu veya teşvik ettiği belirtildi. Fransız hükümeti, bu olayı "diplomatik dokunulmazlığın açık ihlali" olarak nitelendirdi. Viyana Sözleşmesi, diplomatların ve diplomatik tesislerin korunmasını zorunlu kılıyor; bu kuralın çiğnenmesi uluslararası hukukta ciddi bir suç sayılıyor.
Fransa'nın Tahran'daki büyükelçiliği, son yıllarda rejim karşıtı gösterilerin odak noktalarından biri olmuştu. Özellikle 2022'de Mahsa Amini'nin ölümünün ardından patlak veren protestolarda, Fransız diplomatlar İranlı muhaliflerle temasları nedeniyle sık sık hedef alınmıştı. İran yönetimi, birçok Avrupa ülkesini rejim değişikliği peşinde olmakla suçluyor ve bu ülkelerin büyükelçiliklerine yönelik baskıyı artırıyor. Fransa'nın sınır dışı kararı, bu kez karşı tarafın misilleme gücünü gösteriyor.
Paris'ten yapılan açıklamada, sınır dışı edilen diplomatların 48 saat içinde Fransa'yı terk etmeleri istendi. İsimleri açıklanmayan diplomatların, büyükelçiliğin siyasi veya istihbarat birimlerinde görev yaptıkları tahmin ediliyor. Bu tür sınır dışı işlemleri genellikle ulusal güvenlik gerekçesiyle yapılır ve tarafların karşılıklı olarak diplomatik misyonlarını küçültmesiyle sonuçlanabilir.
Küresel ve bölgesel boyut
Bu diplomatik kriz, Avrupa ile İran arasındaki ilişkilerin hassas bir dönemde yaşanıyor. Bir yandan 2015 tarihli nükleer anlaşmanın (JCPOA) yeniden canlandırılması için dolaylı müzakereler sürüyor; Avrupa Birliği ve Fransa, sürecin öncüsü konumunda. Öte yandan, İran'ın Rusya'ya insansız hava aracı ve balistik füze tedariki, Avrupa başkentlerinde ciddi endişe yaratıyor. Fransa Dışişleri Bakanı Stéphane Séjourné, geçen ay yaptığı açıklamada İran'ı "kriz yaratma makinesi" olarak nitelemiş ve Tahran'a yönelik yeni yaptırımların sinyalini vermişti.
İran ile Fransa arasındaki bu gerginlik, sadece iki ülkeyi ilgilendirmiyor. Diplomatin sınır dışı edilmesi, diğer Avrupa ülkelerinin de benzer adımlar atabileceği yönünde bir mesaj niteliği taşıyor. İngiltere ve Almanya'nın da Tahran'daki büyükelçiliklerinde benzer baskılarla karşı karşıya olduğu biliniyor. İran yönetimi, Batı'nın muhalefete verdiği desteği bahane ederek, diplomatik misyonları hedef alan bir strateji izliyor. Bu durum, Orta Doğu'da güvenlik mimarisini daha da kırılgan hale getiriyor ve ABD ile İsrail'in İran'a yönelik askeri seçenekleri masada tutmasını kolaylaştırıyor.
Uzmanlar, Fransa'nın bu hamlesinin sembolik olmaktan öte bir anlam taşıdığını, ancak iki ülke arasındaki diplomatik kanalların tamamen kapanmasına yol açmasının beklenmediğini belirtiyor. Yine de tarafların birbirlerine karşı güvensizliği artırarak diyalog zemini daralıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile hem komşu hem de güçlü ticari bağları olan bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından izliyor. Fransa'nın sınır dışı kararı, Ankara'nın İran'la ilişkilerini etkilemese de, Avrupa-İran hattındaki tansiyonun yükselmesi, Türkiye'nin Batı ile İran arasında denge siyasetini zorlaştırabilir. Özellikle enerji alanında İran'a bağımlı olan Türkiye, yaptırımların genişlemesi durumunda ekonomik risklerle karşılaşabilir. Ayrıca, Tahran'daki Fransız karşıtı gösterilerin benzerlerinin İran'daki Türk diplomatik misyonlarına sıçrama ihtimali, Ankara'nın konsolosluk güvenliği önlemlerini artırmasına neden olabilir. Orta Doğu'daki istikrarsızlık, mülteci akışları ve terörle mücadele alanında Türkiye'ye ek yük getireceği için, Ankara'nın bu krizin büyümesini engelleyecek diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.