İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office), Fransa'nın bu yaz yeni taktikler kullanarak Manş Denizi'nden küçük teknelerle geçmeye çalışan yüzlerce düzensiz göçmeni durdurmayı başardığını duyurdu. Bakanlık, Fransız yetkililerin artan devriye ve gözetleme faaliyetleri sayesinde, geçiş girişimlerinin önemli ölçüde azaldığını belirtti. Bu gelişme, iki ülke arasında uzun süredir devam eden düzensiz göç sorununa yönelik iş birliğinin somut sonuçlar verdiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
İngiltere İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Fransız kolluk kuvvetlerinin yaz aylarında 400'den fazla potansiyel geçişi engellediği ve 1.000'den fazla göçmeni kurtardığı ifade edildi. Bu rakamlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla önemli bir artışa işaret ediyor. Bakanlık, Fransa'nın kuzey kıyılarındaki plajlarda ve limanlarda artırılmış devriyeler, insansız hava araçları (İHA) ve termal kameralar gibi yeni teknolojileri kullanmasının etkili olduğunu vurguladı.
Fransa İçişleri Bakanlığı ise bu başarının, iki ülke arasındaki istihbarat paylaşımının ve ortak operasyonların güçlendirilmesinin bir sonucu olduğunu açıkladı. Fransız yetkililer, özellikle göçmen kaçakçılığı ağlarına yönelik operasyonların yoğunlaştırıldığını ve bu sayede kaçış noktalarındaki güvenliğin artırıldığını belirtiyor. İngiliz basınına yansıyan haberlere göre, Fransız polisi bu yaz boyunca 300'den fazla kişiyi göçmen kaçakçılığı şüphesiyle gözaltına aldı.
Bölgesel veya küresel boyut
Manş Denizi'ndeki düzensiz göç, özellikle Brexit sonrasında İngiltere ile Avrupa Birliği arasında önemli bir gerilim kaynağı olmaya devam ediyor. 2023 yılında rekor düzeyde göçmenin küçük teknelerle İngiltere kıyılarına ulaşması, İngiliz hükümetini daha sert önlemler almaya itmişti. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak'ın 'Tekneleri Durdur' planı kapsamında, Ruanda ile yapılan tartışmalı sığınma anlaşması ve göçmen gemilerini açık denizde durdurmaya yönelik girişimler gündemde. Ancak bu politikaların yasal ve insani açıdan tartışmalı olduğu biliniyor.
Fransa'nın bu alandaki artan etkinliği, İngiltere'nin göçmen politikalarına yönelik eleştirileri de bir ölçüde hafifletebilir. Ancak göçmen hakları örgütleri, bu tür önlemlerin göçmenleri daha tehlikeli yollara sevk edebileceği ve insan hakları ihlallerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Avrupa genelinde artan göçmen karşıtlığı ve aşırı sağın yükselişi, bu konunun kıta siyasetinde hassas bir denge unsuru olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer düzensiz göç sorunlarıyla Ege Denizi ve kara sınırlarında mücadele ediyor. Fransa'nın bu alandaki başarılı uygulamaları, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yaptığı göç anlaşması kapsamında kullanabileceği model olabilir. Özellikle teknolojik gözetleme sistemleri ve uluslararası iş birliği mekanizmaları, Türkiye'nin kendi göç yönetimini güçlendirmesi için örnek teşkil edebilir. Ayrıca İngiltere'nin göçmen politikalarıyla ilgili yaşadığı zorluklar, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde elini güçlendirebilir; çünkü AB, düzensiz göçle mücadelede Türkiye'nin rolünü daha fazla takdir edebilir. Ancak göçmen hakları konusundaki hassasiyetlerin de göz ardı edilmemesi gerektiği unutulmamalıdır.