Fransa, aşırı sağın seçimlerde büyük bir zafer kazanmasının eşiğinde. Ülkedeki siyasi atmosfer, son anketlerde aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN) partisinin olası bir zaferine işaret ediyor. Bu durum, Fransa'nın iç siyasetini olduğu kadar Avrupa Birliği ve Ortadoğu'daki dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Middle East Eye'da yayımlanan bir analizde, Fransa'nın aşırı sağın gölgesinde kritik bir seçime gittiği vurgulanıyor.
Seçimlerin Arka Planı ve Aşırı Sağın Yükselişi
Fransa'da son yıllarda aşırı sağın oy oranı istikrarlı bir şekilde artıyor. RN lideri Marine Le Pen, özellikle göç, güvenlik ve ekonomi politikaları üzerinden seçmenin geniş bir kesimine ulaşmayı başardı. Partinin söylemi, İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı üzerine inşa edilirken, ekonomik vaatlerle de destekleniyor. Anketler, RN'nin ilk turda en yüksek oyu alabileceğini, ikinci turda ise cumhurbaşkanlığı seçimlerine benzer bir şekilde diğer partilerin birleşmesiyle engellenebileceğini gösteriyor. Ancak bu sefer, aşırı sağın zafer kazanma olasılığı her zamankinden daha güçlü.
Fransa'da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, siyasi partiler arasındaki ittifaklar ve solun birleşme çabaları da gündemde. Ancak aşırı sağın yükselişi, geleneksel merkez sağ ve sol partilerin erimesiyle paralel ilerliyor. Ekonomik belirsizlik, işsizlik ve güvenlik endişeleri, seçmenin aşırı sağa yönelmesinde etkili oluyor. Ayrıca, Fransa'nın sömürgeci geçmişi ve göçmen entegrasyonu konusundaki tartışmalar da aşırı sağın ekmeğine yağ sürüyor.
Middle East Eye analizine göre, Fransa'nın aşırı sağa kayması sadece iç siyasetle sınırlı değil; ülkenin dış politikası da bu durumdan etkilenecek. Özellikle Ortadoğu politikalarında bir değişim bekleniyor. RN, geleneksel olarak İsrail'e destek verirken, Filistin meselesinde daha mesafeli bir tutum sergiliyor. Ancak partinin asıl odak noktası, İslam karşıtlığı ve göçmen karşıtı politikalar. Bu durum, Fransa'nın Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini yeniden şekillendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa, Avrupa Birliği'nin motor ülkelerinden biri olarak, aşırı sağın iktidara gelmesi durumunda AB içindeki dengeleri değiştirebilir. RN, AB karşıtı bir söyleme sahip olsa da, son yıllarda daha yumuşak bir Avrupa şüpheciliği çizgisi izliyor. Yine de partinin iktidara gelmesi, AB'nin genişleme ve entegrasyon süreçlerini yavaşlatabilir. Özellikle Türkiye'nin AB üyelik müzakereleri açısından olumsuz bir tablo ortaya çıkabilir; zira RN, Türkiye'nin üyeliğine şiddetle karşı çıkıyor. Ayrıca, Fransa'nın NATO içindeki rolü ve savunma politikaları da etkilenebilir.
Ortadoğu açısından bakıldığında, Fransa'nın aşırı sağ hükümeti, bölgedeki çatışmalara daha az müdahaleci bir yaklaşım benimseyebilir. Özellikle Suriye ve Irak'taki askeri varlığını sorgulayabilir. Ancak, Fransa'nın bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarları göz önüne alındığında, radikal bir dönüşüm beklenmiyor. Yine de, İslam karşıtı politikalar, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki kamuoyunda tepkiye yol açabilir ve Fransa'nın bölgedeki itibarını zedeleyebilir.
Küresel düzeyde ise, Fransa'nın aşırı sağa kayması, liberal demokrasilerin karşılaştığı popülist dalganın bir parçası olarak görülüyor. ABD'deki siyasi kutuplaşma ve diğer Avrupa ülkelerindeki benzer eğilimlerle birlikte, Fransa'daki gelişmeler Batı ittifakının iç dinamiklerini etkileyebilir. Özellikle iklim değişikliği, ticaret ve göç gibi küresel konularda Fransa'nın pozisyonu belirsizleşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. RN'nin iktidara gelmesi durumunda, Türkiye'nin AB üyelik süreci daha da zorlaşabilir; zira parti, Türkiye karşıtı söylemleriyle biliniyor. Ayrıca, Fransa'nın Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularındaki tutumu daha da sertleşebilir. Ekonomik açıdan, Fransa ile ticari ilişkiler olumsuz etkilenebilir, ancak bu durumun sınırlı kalması bekleniyor. Güvenlik açısından ise, Fransa'nın Suriye ve Irak'taki askeri varlığındaki olası bir azalma, bölgedeki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, bu gelişmeleri yakından takip ederek diplomatik kanalları açık tutmalı ve olası bir aşırı sağ hükümetle çalışmaya hazır olmalıdır.