ABD ekonomisi, 2025 yılının ikinci çeyreğinde beklentilerin altında bir büyüme performansı sergilerken, Fox News sunucusu canlı yayında Başkan Donald Trump'ın üst düzey ekonomi danışmanı Kevin Hassett'i sert bir şekilde sorguladı. Yıllık bazda yüzde 1,9 olarak açıklanan gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) büyüme oranı, piyasa beklentisi olan yüzde 2,5'in oldukça altında gerçekleşti. Bu gelişme, Beyaz Saray'ın seçim döneminde vadettiği güçlü ekonomi politikalarının sorgulanmasına neden olurken, sunucunun doğrudan rakamları hatırlatması, Trump yönetiminin ekonomik iddiaları ile gerçekler arasındaki makası bir kez daha gündeme getirdi.
Beklentilerin Altında Kalan Büyüme: Rakamlar Ne Anlatıyor?
ABD Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Nisan-Haziran döneminde ekonomik büyüme yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,9 olarak gerçekleşti. Bu oran, ilk çeyrekte kaydedilen yüzde 2,3'lük büyümenin de altında kalırken, ekonomistlerin öngördüğü yüzde 2,5 seviyesinin oldukça uzağında kaldı. Özellikle kişisel tüketim harcamalarındaki yavaşlama ve dış ticaret açığındaki büyüme, büyüme rakamlarını olumsuz etkileyen ana faktörler olarak öne çıktı. Verilerin açıklanmasının ardından Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyi Başkanı Kevin Hassett, Fox News'te canlı yayına katılarak hükümetin bakış açısını savunmaya çalıştı.
Hassett, yayında büyüme rakamlarının mevsimsel etkilerden kaynaklandığını ve yılın geri kalanında daha güçlü bir performans beklendiğini söylese de, sunucu bu açıklamalarla yetinmedi. Sunucunun, "Başkan Trump seçim kampanyasında yüzde 3-4 büyüme vaat etmişti; şu an yüzde 1,9, bu beklentilerin çok altında değil mi?" şeklindeki çıkışı, programda gergin anlara yol açtı. Hassett, vergi indirimleri ve enerji politikaları gibi uygulamaların orta vadede etkisini göstereceğini savunarak, hükümetin politikalarının henüz tam anlamıyla devreye girmediğini öne sürdü. Ancak bu savunma, özellikle son dönemde artan enflasyon ve faiz oranları karşısında ikna edici bulunmadı.
Ekonomistler, büyümedeki yavaşlamanın önümüzdeki aylarda da devam edebileceği uyarısında bulunuyor. Yüksek faiz oranlarının tüketici harcamalarını ve işletme yatırımlarını baskılaması, küresel ticaretteki belirsizlikler ve ticaret savaşlarının sürüyor olması, ABD ekonomisinin karşı karşıya olduğu başlıca riskler arasında sayılıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) da son tahmin raporunda ABD için büyüme beklentisini aşağı yönlü revize ederek, dünyanın en büyük ekonomisinde soğumanın belirginleştiğine dikkat çekmişti.
Fox-Beyaz Saray Gerilimi: Medya Siyaseti ve Kamuoyu Etkisi
Fox News'un geleneksel olarak Trump yönetimine yakın duruşuyla bilindiği düşünülürse, sunucunun bu çıkışı dikkat çekici bulundu. Özellikle son dönemde Fox ekranlarında, seçime sayılı aylar kala, Başkan'ın politikalarına yönelik eleştirel yorumlara daha sık yer veriliyor. Bu durum, iç siyasette Trump'ın tabanındaki bazı çatlakların medyaya yansıması olarak yorumlanıyor. Öte yandan, Beyaz Saray'ın ekonomik verileri "manipüle etmekle" suçlanması geçmişte de sıkça gündeme gelmişti; Ticaret Bakanlığı'nın veri yayınlama takvimi ve metodolojisinde yapılan değişiklikler tartışma yaratmıştı.
Ekonomik büyüme rakamlarının düşük açıklanması, yalnızca ABD iç siyasetini değil, küresel piyasaları da etkiledi. Dolar endeksi, verinin ardından hafif de olsa değer kaybederken, gelişmekte olan ülke para birimleri görece güçlendi. Bu durum, küresel ekonominin kırılganlığına ilişkin endişeleri artırdı. Öte yandan, ABD'nin büyüme yavaşlaması, dünya ticaretinde önemli bir talep azalmasına yol açabilir; bu da ihracata dayalı büyüyen ülkeler için risk anlamına geliyor. Özellikle Çin ve Euro Bölgesi, ABD pazarına bağımlılıkları nedeniyle bu gelişmeden olumsuz etkilenebilir. Uzmanlar, Fed'in faiz politikalarının da bu tabloya eklemlenmesiyle, global ekonomide "ters rüzgarların" arttığı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisinde beklenenden zayıf büyüme, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı sonuçları olabilecek bir gelişme. ABD'deki yavaşlama, küresel ticaret hacmi üzerinden Türkiye'nin ihracatını etkileyebilir; ancak özellikle enerji fiyatları ve dolar/TL paritesi üzerinden daha belirgin yansımalar görülebilir. Fed'in faiz indirimlerine gitme ihtimalinin zayıflaması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını olumsuz etkileyerek Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirme çabaları bu olumsuzlukları kısmen dengeliyor. Bu tablo, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı için ABD büyüme dinamiklerini yakından izlemesi gerektiğini gösteriyor.