Son üç aylık dönemde dünyanın en büyük petrol şirketleri, toplamda 93 milyar dolarlık rekor düzeyde kâr elde etti. Bu rakam, İran'daki savaşın küresel enerji fiyatlarını yukarı çekmesi ve iklim krizinin derinleşmesiyle eş zamanlı olarak açıklandı. İngiliz The Guardian gazetesinin enerji muhabiri Jillian Ambrose ve çevre editörü Damian Carrington tarafından hazırlanan araştırmada, beş büyük petrol devinin (ExxonMobil, Chevron, BP, Shell ve TotalEnergies) bu olağanüstü kârlılığının fosil yakıt bağımlılığını artırdığına dikkat çekiliyor. Gazeteciler, bu konuyu okuyucuların sorularıyla birlikte değerlendirmek üzere 2 Nisan Perşembe günü saat 14.00'te (İngiltere saatiyle) canlı yayınlanacak bir soru-cevap etkinliği düzenleyecekler.
Enerji Şirketlerinin Rekor Kârları ve Arka Plan
Rapora göre, İran'daki askeri çatışmaların ardından enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanma, petrol şirketlerinin bilançolarına doğrudan yansıdı. Özellikle ham petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerine çıkması, bu şirketlerin üç aylık kârlarını geçen yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 30 artırdı. ExxonMobil tek başına 12 milyar dolar, Shell ise 9,8 milyar dolar net kâr açıkladı. Bu gelirler, şirketlerin yönetim kurullarında büyük bir memnuniyetle karşılanırken, iklim aktivistleri ve çevre örgütleri tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Greenpeace, bu kârların fosil yakıt endüstrisinin iklim değişikliğiyle mücadeledeki samimiyetsizliğinin bir kanıtı olduğunu belirterek, şirketlerin yenilenebilir enerji yatırımlarına daha fazla kaynak ayırması çağrısında bulundu.
Şirketlerin bu dönemdeki kârlılığı, büyük ölçüde karbon yakalama ve depolama teknolojilerine yönelik projelere yaptıkları küçük yatırımlarla süslenmeye çalışılsa da, eleştirmenler bu yatırımların toplam bütçelerinin yüzde 5'inden azını oluşturduğunu vurguluyor. Örneğin, TotalEnergies'in yenilenebilir enerji kapasitesi 2023'te yüzde 12 artmasına rağmen, toplam yatırımının yalnızca beşte birini temiz enerjiye ayırması, çevre örgütleri tarafından 'yeşil badana' olarak nitelendiriliyor. Analistler, bu tablonun iklim krizine karşı alınması gereken somut adımların gecikmesine yol açtığını ifade ediyor.
Küresel Piyasalara ve Bölgesel Dengelere Etkisi
Bu rekor kârlar, sadece şirketlerin değil, aynı zamanda onların hisselerine sahip olan yatırımcıların da cebini doldurdu. Dolayısıyla, enerji piyasalarındaki bu dalgalanma, küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde enerji maliyetlerinin artması, gıda fiyatlarından ulaşıma kadar birçok alanda enflasyonist bir etki yaratıyor. Orta Doğu'daki çatışmaların uzaması halinde, petrol arzında yaşanabilecek kesintilerin fiyatları daha da yukarı çekebileceği öngörülüyor. Bu durum, küresel ekonomik toparlanmayı tehdit ederken, birçok merkez bankasının faiz politikalarını da karmaşıklaştırıyor. Avrupa Birliği'nin enerji bakanları, fosil yakıt şirketlerinin bu olağanüstü kârlarından alınacak ek vergilerle yenilenebilir enerji yatırımlarını finanse etmeyi tartışıyor. Ancak şirketler, bu tür vergilerin üretimi azaltacağı ve enerji fiyatlarını daha da yükselteceği gerekçesiyle karşı çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlılığı göz önüne alındığında doğrudan etki yaratıyor. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını büyüterek enflasyonu aşağı çekme hedeflerini zorlaştırıyor. Öte yandan, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırma çabaları, bu tür küresel krizlerde daha az kırılgan olmasını sağlayabilir. Doğalgaz ve petrol ithalatında alternatif kaynakların çeşitlendirilmesi, enerji güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türk şirketlerinin Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum sürecinde fosil yakıt maliyetlerinin artması, yeşil dönüşüm için bir teşvik unsuru olabilir.