ABD merkezli gözetim teknolojisi şirketi Flock Safety, güvenlik araştırmacısı tarafından hazırlanan ve ülke genelindeki kamuya ait gözetim kameralarının en detaylı haritasını sunan çevrimiçi haritanın kaldırılmasını istiyor. The Intercept'in haberine göre, söz konusu harita, Flock'a ait plaka tanıma ve yüz tanıma özellikli kameraların konumlarını, diğer tüm kaynaklardan daha fazla sayıda gösteriyor. Şirket, haritanın kaldırılması için yasal girişimlerde bulunuyor. Haber, 2025 yılı Mart ayında yayımlandı.
Gelişmenin Arka Planı
Flock Safety, ABD'de polis departmanları ve özel kuruluşlar tarafından yaygın olarak kullanılan kamera sistemleri üretiyor. Şirketin kameraları, araç plakalarını otomatik olarak tanıyıp kaydediyor ve verileri bulut tabanlı bir ağ üzerinden paylaşıyor. Bu sistemler, suçla mücadelede etkili olduğu gerekçesiyle savunulurken, mahremiyet savunucuları tarafından kitlesel gözetim aracı olarak eleştiriliyor.
Güvenlik araştırmacısı (ismi The Intercept tarafından açıklanmadı) tarafından oluşturulan harita, kamuya açık kayıtlar, uydu görüntüleri ve açık kaynak istihbaratı kullanılarak hazırlandı. Harita, Flock kameralarının konumlarını şehir şehir, hatta sokak sokak gösteriyor. Bu, bugüne kadar kamuoyuna sunulmuş en kapsamlı Flock haritası olma özelliğini taşıyor. Haritanın yayınlanmasının ardından Flock Safety, haritanın kaldırılması için araştırmacıya ve haritayı barındıran platforma yasal ihtar gönderdi. Şirket, haritanın telif hakkı ihlali ve ticari sırların ifşası anlamına geldiğini öne sürüyor.
Araştırmacı ise haritanın kamu yararına olduğunu savunuyor. Zira bu tür gözetim sistemlerinin yaygınlığı ve denetimsizliği, vatandaşların özel hayatının gizliliği açısından ciddi riskler taşıyor. Harita, hangi bölgelerde yoğun gözetim olduğunu ve bu sistemlerin hangi amaçlarla kullanıldığını ortaya koyuyor. Ayrıca, bazı yerel yönetimlerin Flock ile yaptığı sözleşmelerin detayları da kamuoyuna yansımış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de gözetim teknolojilerine yönelik tartışmalar son yıllarda artış gösterdi. 2020'deki George Floyd protestolarının ardından polis gözetimine yönelik eleştiriler yükselmiş, birçok şehir yönetimi yüz tanıma sistemlerini yasaklamıştı. Ancak Flock gibi plaka tanıma sistemleri, daha az dikkat çekerek yaygınlaşmaya devam etti. Şirket, 2024 itibarıyla ABD'de 40 eyalette 2.000'den fazla şehirde hizmet verdiğini iddia ediyor. Bu sistemlerin topladığı verilerin nasıl saklandığı, kimlerle paylaşıldığı ve ne kadar süreyle tutulduğu ise tam olarak bilinmiyor.
Flock'ın haritayı kaldırma girişimi, gözetim kapitalizmi ve veri mahremiyeti arasındaki gerilimin bir yansıması. Avrupa Birliği'nde Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında benzer sistemler sıkı denetime tabi. Türkiye'de ise plaka tanıma sistemleri (PTS) ve yüz tanıma uygulamaları son yıllarda yaygınlaştı; özellikle şehir güvenliği ve trafik denetimi amacıyla kullanılıyor. Ancak bu sistemlerin hukuki çerçevesi ve denetimi konusunda şeffaflık eksikliği bulunuyor.
Küresel ölçekte, gözetim teknolojileri pazarı hızla büyüyor. Çin menşeli Hikvision ve Dahua gibi şirketlerin yanı sıra ABD'li Flock ve Motorola gibi firmalar, kamu ve özel sektöre çözümler sunuyor. Bu sistemlerin ihracatı, insan hakları ihlalleri riski nedeniyle bazı ülkelerde kısıtlamalara tabi. Örneğin, ABD Ticaret Bakanlığı, Çinli gözetim firmalarını varlık listesine eklemiş durumda. Flock'ın harita kaldırma talebi, bu tür teknolojilerin denetiminden kaçma çabası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Flock Safety'nin harita kaldırma girişimi, gözetim teknolojilerinin denetimi ve şeffaflığı konusunda küresel bir tartışmayı alevlendiriyor. Türkiye'de de benzer plaka tanıma ve yüz tanıma sistemleri yaygınlaşıyor; bu sistemlerin veri güvenliği ve kişisel mahremiyet açısından riskleri bulunuyor. Türkiye'nin kendi gözetim altyapısını kurarken, hangi verilerin toplandığı, ne kadar süre saklandığı ve kimlerin erişebildiği konusunda şeffaf olması gerekiyor. Ayrıca, yerli ve yabancı gözetim teknolojilerinin ihracatı ve kullanımı, insan hakları standartlarına uygunluk açısından uluslararası baskılarla karşılaşabilir. Türkiye, AB ile ilişkilerinde veri koruma reformlarını gündemde tutarak bu alandaki standartları yakalamaya çalışıyor.