Filistinli yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Batı Şeria'daki bazı yasa dışı yerleşim yerlerini yasallaştırma kararının barış sürecini "net bir yoldan" yoksun bıraktığını ve müzakereleri "geriye götürdüğünü" söyledi. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu adımın iki devletli çözümü baltaladığı ve uluslararası hukuku ihlal ettiği vurgulandı. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) üst düzey yetkilisi Hüseyin eş-Şeyh, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Netanyahu'nun kararı, barışa giden hiçbir net yol bırakmıyor. Biz geriye gidiyoruz." ifadelerini kullandı. Bu gelişme, Gazze'de ateşkes müzakerelerinin devam ettiği ve ABD'nin bölgede kalıcı bir anlaşma için yeniden devreye girdiği bir dönemde yaşanıyor.
Netanyahu'nun kararı: Yerleşimlerin yasallaştırılması
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz günlerde kabine toplantısında yaptığı açıklamada, Batı Şeria'daki bazı yerleşim karakollarının (outpost) resmi olarak tanınması ve yasallaştırılması talimatını verdiğini duyurmuştu. Bu karakollar, İsrail hukuku tarafından bile yasa dışı kabul edilen, ancak son yıllarda aşırı sağcı yerleşimci gruplar tarafından kurulan yapılar olarak biliniyor. Netanyahu'nun bu hamlesi, koalisyon hükümetindeki aşırı sağcı ortaklarına, özellikle Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'e verdiği bir taviz olarak yorumlanıyor.
Filistin tarafı ise bu kararı sert bir dille kınadı. Filistin Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, yaptığı açıklamada, "Bu karar, uluslararası toplumun tüm kararlarına ve BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına açık bir meydan okumadır. İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşimleri meşrulaştırarak iki devletli çözümü fiilen bitirmektedir." dedi. Ebu Rudeyne ayrıca, bu adımın bölgede yeni bir şiddet dalgasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve küresel tepkiler
Uluslararası toplumdan da Netanyahu'nun kararına tepkiler geldi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Yerleşim faaliyetleri uluslararası hukuka aykırıdır ve barış çabalarını baltalamaktadır. AB, bu kararı şiddetle kınıyor." açıklamasını yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise daha temkinli bir dil kullanarak, "Yerleşimlerin genişletilmesi iki devletli çözümü zorlaştırmaktadır" ifadesini kullandı, ancak kararı doğrudan kınamadı. Bu durum, Washington yönetiminin İsrail hükümetiyle yaşadığı hassas dengeyi yansıtıyor.
BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu tür tek taraflı adımlar, kalıcı bir barışın önündeki engelleri artırmaktadır. İşgal altındaki Batı Şeria'daki durum, giderek daha tehlikeli bir hal alıyor." çağrısında bulundu. Arap Birliği de kararı kınayan bir bildiri yayımlayarak, "İsrail'in bu tutumu, tüm bölgeyi uçuruma sürüklemektedir" ifadelerini kullandı.
Barış sürecinin geleceği ve tırmanan gerilim
Netanyahu'nun kararı, Gazze'de 7 Ekim'den bu yana süren çatışmaların ardından ateşkes görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde geldi. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde sona yaklaşıldığına dair haberler bulunurken, Batı Şeria'daki bu adımın süreci olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Filistinli analistler, İsrail hükümetinin aşırı sağcı kanadının, Gazze'deki ateşkes anlaşmasına karşı çıkarak Batı Şeria'da kışkırtıcı adımlarla süreci baltalayabileceğini öne sürüyor.
Batı Şeria'da son haftalarda artan askeri operasyonlar ve yerleşimci şiddeti de dikkat çekiyor. Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre, yılbaşından bu yana Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından öldürülen Filistinli sayısı 150'yi aştı. Bu durum, bölgede zaten kırılgan olan güvenlik ortamının daha da kötüleşmesine neden oluyor. Netanyahu'nun yerleşim kararları, bu gerilimi daha da artırma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı bulan bir ülke olarak, bu kararı yakından izliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail'in işgal politikalarına karşı sert eleştirilerde bulunduğu biliniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini, özellikle Mısır ve Katar ile ortak yürüttüğü arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistinli gruplarla kurduğu yakın ilişkiler, bu tür kararların ardından Ankara'nın daha aktif bir rol üstlenmesine yol açabilir. Türkiye, iki devletli çözümü savunan tutumunu sürdürürken, bu kararın bölgesel istikrarı daha da tehdit ettiği ve yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği değerlendiriliyor.