İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde, Gazze Şeridi'ndeki insani felaket büyük ölçüde göz ardı edilirken, rakip siyasetçiler Gadi Eisenkot ve Binyamin Netanyahu Hamas yönetimini sona erdirme vaadinde bulunuyor. Filistinliler, Gazze'de yaşanan acının İsrail seçim kampanyasına malzeme olduğunu ve seçim sonrası daha da kötüleşebileceğini düşünüyor.
Seçim kampanyasında Gazze gölgesi
İsrail'de seçim atmosferi ısınırken, Gazze'deki insani kriz derinleşiyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, bölgede yaşayan 2 milyonu aşkın Filistinlinin temel gıda, su, sağlık ve barınma hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığını raporluyor. Ancak İsrail siyasetinde bu konu, insani bir trajedi olmaktan çok, güvenlik ve askeri strateji ekseninde tartışılıyor.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ve Başbakan Binyamin Netanyahu, seçim mitinglerinde Hamas'ın yönetimini sona erdirme sözü veriyor. Her iki isim de Gazze'ye yönelik daha sert askeri adımların gerekliliğini vurgularken, Filistinli sivillerin yaşadığı zorluklara neredeyse hiç değinmiyor. Uzmanlar, İsrail kamuoyunun büyük bölümünün güvenlik odaklı olduğunu ve insani boyutun geri planda kaldığını belirtiyor.
Filistinli yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, seçim kampanyalarında Gazze'nin bir “oy aracı” haline getirilmesinden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor. Gazze'deki bir öğretmen olan Ahmed Ebu Rida, “Bizim acımız onların kampanya malzemesi oldu. Seçim sonuçları ne olursa olsun, bizim için değişen bir şey olmayacak” diyerek endişesini paylaşıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail seçimlerinin sonucu, sadece ülke içi siyaseti değil, aynı zamanda Orta Doğu barış sürecini ve bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun olası bir zaferi, mevcut sert politikaların devamı anlamına gelirken, Eisenkot'un liderliğindeki bir hükümetin nasıl bir yol izleyeceği belirsizliğini koruyor. Her iki senaryoda da Gazze'deki insani durumun öncelikli gündem maddesi olması beklenmiyor.
Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail'e Gazze'deki insani krizin hafifletilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail hükümeti, güvenlik gerekçeleriyle bu çağrıları sınırlı düzeyde yanıtlıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri ise seçim belirsizliği nedeniyle askıya alınmış durumda.
Filistin yönetimi, seçim sonrası dönemde iki devletli çözümün yeniden canlandırılması için uluslararası baskının artırılmasını umut ediyor. Ancak İsrail siyasetinin sağa kayması ve Filistin meselesinin kampanya malzemesi yapılması, bu umutları zayıflatıyor. Gazze'de yaşayanlar ise seçim sonuçlarının kendi hayatlarında olumlu bir değişiklik yaratacağına inanmıyor; aksine, daha fazla izolasyon ve yoksulluktan korkuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail seçimlerini ve Gazze'deki insani durumu yakından takip ediyor. Ankara, Filistin meselesinde iki devletli çözümü savunuyor ve Gazze'ye yönelik insani yardımlarını sürdürüyor. Seçim sonucu ne olursa olsun, Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri ve bölgesel barış çabaları etkilenecek. Özellikle Netanyahu'nun yeniden seçilmesi, Türkiye-İsrail arasında normalleşme sürecini zorlaştırabilir. Ancak Türkiye, Gazze'deki insani krizin hafifletilmesi için diplomatik girişimlerini ve yardımlarını sürdürerek bölgede istikrarın sağlanmasına katkı sunmayı hedefliyor.