Filistin Yönetimi'nin üst düzey bir yetkilisi, Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarının son haftalarda belirgin şekilde arttığını belirterek uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Yetkili, özellikle Nablus, El-Halil ve Ramallah çevresindeki kırsal bölgelerde yerleşimci şiddetinin endişe verici boyutlara ulaştığını ve Filistinli çiftçilerin zeytinliklerine erişiminin engellendiğini ifade etti. Olaylar, İsrail güçlerinin göz yummasıyla gerçekleşirken, Birleşmiş Milletler verilerine göre 2024 yılının ilk yarısında yerleşimci saldırılarında geçen yıla oranla yüzde 40 artış kaydedildi.
Gelişmenin arka planı
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, İsrail-Filistin çatışmasının en kronik sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen Yahudi yerleşimleri, 1967'den bu yana sürekli genişliyor. Şu anda Batı Şeria'da yaklaşık 500 bin Yahudi yerleşimci yaşıyor. Son aylarda, Gazze savaşının gölgesinde, aşırı sağcı İsrailli bakanların kışkırtıcı açıklamalarıyla tırmanan gerilim, yerleşimcilerin Filistin köylerine düzenlediği baskınlarla yeni bir boyut kazandı.
Filistinli yetkililer, İsrail ordusunun yerleşimcileri denetlemekte yetersiz kaldığını, hatta bazı durumlarda onlara lojistik destek sağladığını iddia ediyor. Örneğin geçen hafta El-Halil yakınlarındaki bir köye düzenlenen saldırıda, yerleşimciler İsrail askerlerinin koruması altında Filistinlilere ait evleri ateşe verdi. Bu tür olaylar, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor ancak somut bir yaptırım mekanizması işletilemiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Yerleşimci şiddetinin tırmanması, İsrail'in uluslararası alandaki imajını daha da zedeliyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail hükümetine yerleşim faaliyetlerini durdurması yönünde çağrı yapsa da, Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti bu çağrılara kulak asmıyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşımayı değerlendiriyor.
Olaylar, aynı zamanda İsrail ile ürdün, Mısır ve Filistin Yönetimi arasındaki güvenlik işbirliğini de zora sokuyor. Filistin Yönetimi'nin otoritesini zayıflatan bu gelişmeler, Hamas gibi grupların Batı Şeria'da daha fazla nüfuz kazanmasına zemin hazırlıyor. Bölgesel istikrar açısından kritik olan bu durum, İsrail-Filistin çatışmasının çözümünü daha da uzaklaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddeti, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteğin bir kez daha gündeme gelmesine neden oluyor. Ankara, Birleşmiş Milletler nezdinde yaptığı açıklamalarda İsrail'i eleştirirken, fiili bir müdahale kapasitesi sınırlı. Ancak Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak konuyu gündemde tutabilir ve uluslararası kamuoyunda farkındalık yaratabilir. Ekonomik olarak ise, istikrarsızlık bölgedeki ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin bu süreçte denge politikası izlemesi, hem Filistinlilerle dayanışmasını sürdürmesi hem de İsrail ile diplomatik ilişkileri tamamen koparmaması bekleniyor.