İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria'da bir Filistinli bebeğe acil tıbbi müdahaleyi engellemesi sonucu bebek hayatını kaybetti. Olay, İsrail askerlerinin bölgedeki bir kontrol noktasında bebeğin ailesini beklettiği ve ambulanstan mahrum bıraktığı iddialarıyla gündeme geldi. Aynı gün içerisinde, Batı Şeria'da bir Filistinli genç İsrail ateşiyle öldürülürken, Gazze Şeridi'nde de iki Filistinli daha hayatını kaybetti. İsrail kaynakları ise operasyonların ‘güvenlik gerekçeleriyle’ yapıldığını savundu.
Gelişmenin arka planı: Bebek ölümü ve insan hakları ihlalleri
Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, hayatını kaybeden bebeğin daha önce tedavi gördüğü hastaneye sevk edilmek üzere ailesiyle birlikte yola çıktığı belirtildi. İsrail askerlerinin El-Halil yakınlarındaki bir kontrol noktasında aileyi saatlerce beklettiği ve ambulansın geçişine izin vermediği ifade edildi. Bebeğin sağlık durumunun kritik olduğu ve müdahale edilememesi nedeniyle olay yerinde hayatını kaybettiği öne sürüldü. İsrail ordusu ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu, ancak bu tür engellemelerin daha önce de yaşandığına dikkat çekiliyor.
Aynı gün, Batı Şeria'nın Cenin kentinde düzenlenen bir baskında 16 yaşındaki Muhammed el-Hatim adlı genç, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü. Görgü tanıkları, gencin herhangi bir tehdit oluşturmadığını, sadece evinin yakınında durduğunu belirtti. İsrail güçleri ise ‘terörle mücadele’ operasyonu kapsamında hareket ettiklerini savundu.
Gazze Şeridi'nde ise İsrail insansız hava araçlarının (İHA) düzenlediği saldırılarda iki Filistinli daha öldü. Saldırıların, sınır bölgesinde devriye gezen İsrail askerlerine yönelik olduğu iddia edilen bir roket atışına misilleme olarak yapıldığı bildirildi. Filistinli yetkililer, ölenlerin sivil olduğunu ve saldırı anında tarım yapmakla meşgul olduklarını ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası tepkiler ve insan hakları
Bu olay, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, İsrail güçlerinin Filistinlilere yönelik tıbbi yardımı engellemesini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirdi. Ofis sözcüsü, “Kritik sağlık hizmetine erişimin engellenmesi, yaşam hakkının ihlali anlamına gelir. Bu tür eylemlerin failleri hesap vermelidir” ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği (AB) de konuya ilişkin bir kınama mesajı yayımlarken, ABD Dışişleri Bakanlığı ise olayın “derin endişe verici” olduğunu belirtti ancak somut bir adım atmaktan kaçındı.
Bölgedeki gerilim, özellikle Ramazan ayı yaklaşırken daha da tırmanma potansiyeli taşıyor. Geçtiğimiz yıllarda da benzer dönemlerde Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan çatışmalar, geniş çaplı bir krize dönüşmüştü. Uzmanlar, İsrail'in yerleşimci şiddeti ve askeri baskılarına karşı Filistinlilerin artan öfkesinin, yeni bir intifada dalgasını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, İsrail'deki koalisyon hükümetinin aşırı sağcı kanadı, Batı Şeria'da ilhak planlarını hızlandırmak için bu tür olayları gerekçe olarak kullanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını tarihsel olarak destekleyen bir ülke olarak, bu tür insan hakları ihlallerini yakından takip etmektedir. Filistinli bebeğin ölümü ve gençlerin öldürülmesi, Türk kamuoyunda infial yaratma potansiyeline sahiptir. Ankara'nın bu olaylar karşısında BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi platformlarda diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir. Ayrıca, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atan Türkiye'nin, bu gelişmeler karşısında Tel Aviv'e yönelik eleştirilerini artırması olasıdır. Bölgesel istikrar açısından, Filistin-İsrail çatışmasının tırmanması, Doğu Akdeniz ve Suriye gibi Türkiye'nin güvenlik çıkar alanlarını da olumsuz etkileyebilir.