Filistin Yönetimi, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan E1 bölgesinde yeni yerleşim birimleri inşa etme planlarına karşı sert bir uyarıda bulundu. Ramallah yönetimi, söz konusu planın hayata geçirilmesi halinde iki devletli çözümün tamamen sona ereceğini ve bölgede geri dönülemez bir fiili durum yaratılacağını açıkladı. Filistin Başmüzakerecisi Saeb Erekat, İsrail'in bu adımının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu vurgulayarak, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ni derhal harekete geçmeye çağırdı.
E1 bölgesi ve jeopolitik önemi
Kudüs'ün doğusunda, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan E1 bölgesi, yaklaşık 12 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Bu bölge, stratejik konumu nedeniyle İsrail-Filistin çatışmasının merkezinde yer alıyor. İsrail'in burada yerleşim inşa etmesi, Batı Şeria'yı kuzey ve güney olarak ikiye bölecek ve Filistinlilerin kesintisiz bir devlet kurmasını neredeyse imkansız hale getirecek. Uluslararası toplum, E1 bölgesindeki yerleşim planlarını defalarca kınamış olsa da İsrail, bu alanda inşaat faaliyetlerini sürdürme niyetini koruyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümeti, E1'de binlerce yeni konut biriminin inşasını onaylamayı değerlendiriyor. Bu hamle, özellikle aşırı sağcı partilerin baskısıyla gündeme geldi. Filistin Yönetimi ise bu planın, barış sürecine yönelik en büyük tehditlerden biri olduğunu belirtiyor. Ramallah, İsrail'in bu adımının 1993 Oslo Anlaşmaları'nı ihlal ettiğini ve uluslararası toplumun bu konuda daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
E1 planı, sadece Filistin-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Ürdün, Batı Şeria'daki gelişmeleri yakından izliyor; çünkü E1'deki yerleşimler, Ürdün Vadisi'ni de kapsayan bir koridor oluşturarak Ürdün'ün güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Mısır ve Suudi Arabistan da dahil olmak üzere Arap ülkeleri, İsrail'in bu planını kınarken, ABD yönetiminin tutumu belirsizliğini koruyor. Washington, geleneksel olarak İsrail'in güvenliğine vurgu yapmakla birlikte, yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Ancak Biden yönetimi, Netanyahu hükümetine yönelik somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınıyor.
Avrupa Birliği ise E1 planını “iki devletli çözüm için ölümcül bir darbe” olarak tanımlıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'i uluslararası yükümlülüklerine uymaya çağırırken, bazı üye ülkeler Filistin mallarının menşe işaretlemesi konusunda daha sert önlemler alınmasını talep ediyor. Birleşmiş Milletler de İsrail'in yerleşim faaliyetlerinin savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel olarak güçlü destek veren bir ülke olarak E1 planına karşı çıkıyor. Ankara, İsrail'in bu adımının bölgesel barışı baltaladığını ve iki devletli çözümü imkansız hale getirdiğini düşünüyor. Türkiye, BM ve İİT gibi platformlarda Filistin yönetiminin yanında yer alarak uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye çalışıyor. Ekonomik olarak doğrudan bir etkisi olmasa da, bu gelişme Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki nüfuz mücadelesinde Filistin yanlısı pozisyonunu güçlendiriyor. Ayrıca, bölgede artan tansiyon, Türkiye'nin enerji ve ticaret yolları üzerinde dolaylı riskler oluşturabilir. Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, Filistin meselesindeki duruşunun bu süreci etkilememesi için dengeli bir politika izlemeye özen gösteriyor.