Sudan'da iç savaşın en şiddetli yaşandığı bölgelerden Kuzey Darfur'da, Hızlı Destek Güçleri'nin (RSF) El-Faşer kentinde 20 doktoru alıkoyduğu ve geçtiğimiz iki buçuk yılda bölgede 25 sağlık çalışanının öldürüldüğü bildirildi. Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, alıkonulan doktorların akıbetiyle ilgili endişeler dile getirilirken, çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine erişimin kritik düzeyde olduğu vurgulandı. RSF'nin özellikle hastane ve sağlık merkezlerini hedef alması, uluslararası insancıl hukukun ihlali olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Sudan Doktorlar Ağı'nın raporuna göre, Nisan 2023 ile Ekim 2025 arasında Kuzey Darfur'da 25 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Açıklamada, RSF'nin El-Faşer'deki bir hastaneye düzenlediği baskında 20 doktoru alıkoyduğu ve bu kişilerin nerede olduğuna dair bilgi verilmediği kaydedildi. Sudan Doktorlar Ağı, RSF'yi sağlık çalışanlarını hedef almakla suçlayarak, bu durumun savaş suçu teşkil edebileceğini belirtti. Raporda ayrıca, çatışmalar nedeniyle bölgedeki sağlık altyapısının büyük ölçüde tahrip olduğu ve kalan hastanelerin yetersiz kaldığı ifade edildi.
Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesi, 2003 yılından bu yana çeşitli silahlı gruplar arasında çatışmalara sahne oluyor. Nisan 2023'te patlak veren son iç savaşta, orduya bağlı birlikler ile RSF arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, iç savaşta 20 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Sağlık çalışanları, çatışan tarafların sık sık hastanelere baskın düzenlemesi ve sağlık malzemelerine el koyması nedeniyle zor şartlarda görev yapıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Sudan'da yaşanan insani kriz, bölgesel istikrarsızlığı da beraberinde getiriyor. Darfur'daki çatışmaların komşu ülkelere sıçrama riski bulunurken, özellikle Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne kitlesel göç dalgaları yaşanıyor. Sağlık çalışanlarının hedef alınması, uluslararası toplumun tepkisini çekerken, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) bölgeye acil yardım çağrısında bulunuyor. Ancak çatışmalar nedeniyle insani yardım ulaştırma çabaları büyük ölçüde engelleniyor.
Bu durum, Afrika Boynuzu'nda istikrarı tehdit ederken, Kızıldeniz ve Doğu Afrika ticaret yollarını da etkileyebilecek potansiyele sahip. ABD ve Avrupa Birliği, RSF'ye yaptırım uygularken, çatışmanın tarafları arasında kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Sudan Doktorlar Ağı'nın çağrılarına rağmen, uluslararası camianın sağlık çalışanlarının korunması için etkili adımlar atamaması eleştiri konusu oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan iç savaşında arabuluculuk girişimlerinde bulunmuş ve insani yardım sağlamıştır. Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki güvenliği etkileyerek Türkiye'nin bölgedeki ticari ve stratejik çıkarlarını tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Somali ve Etiyopya'daki angajmanı göz önüne alındığında, Darfur'da sağlık çalışanlarının hedef alınması, bölgede insani krizin derinleşmesine yol açarak Türkiye'nin insani yardım operasyonlarını zorlaştırabilir. Türkiye'nin bu krizde aktif rol alarak taraflar arasında diyaloğu teşvik etmesi, hem Sudan halkına destek hem de bölgesel istikrarın sağlanması açısından önemlidir.