Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ile bir araya gelerek İsrail'in işgal altındaki Kudüs'teki tek taraflı uygulamalarına karşı ortak tutumu ele aldı. Görüşmede, Kudüs'ün statüsünün korunması ve Filistin halkının meşru haklarının savunulması konularında iki ülke arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, toplantıda ayrıca bölgesel ve uluslararası platformlarda Filistin davasına destek sağlanması için izlenecek ortak stratejiler de masaya yatırıldı.
Kudüs'ün Statüsü ve İsrail'in Adımları
Kudüs, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nın ardından İsrail tarafından ilhak edilmiş ve 1980'de çıkarılan Temel Yasa ile “birleşik ve ebedi başkent” ilan edilmişti. Uluslararası toplum bu ilhakı tanımıyor ve Doğu Kudüs'ü işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in işgal altındaki bölgelerdeki tüm yerleşim faaliyetlerini yasa dışı ilan ediyor ve bu durumun uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğini vurguluyor.
Son dönemde İsrail yönetimi, Doğu Kudüs'teki yerleşim birimlerini genişletme ve Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik artan baskınlarına izin verme yönünde adımlar atıyor. Bu gelişmeler, Filistinliler arasında büyük bir endişe yaratırken, Arap ve İslam dünyasında da tepkiyle karşılanıyor. Mısır'ın bu görüşmeyle, İsrail'in tek taraflı politikalarına karşı Arap ülkelerinin birleşik bir duruş sergileme çabasının bir parçası olduğu değerlendiriliyor.
Filistin tarafı, Kudüs'ün doğusunun bağımsız Filistin devletinin başkenti olacağını ve bu konuda uluslararası hukuka aykırı hiçbir adımın kabul edilemeyeceğini yineliyor. Mısır ise tarihsel olarak Filistin davasının en güçlü destekçilerinden biri olarak öne çıkıyor; 1979'da İsrail'le imzaladığı barış anlaşmasına rağmen, Filistinlilerin haklarını savunmaya devam ediyor ve arabuluculuk rolleri üstleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu görüşme, İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne yönelik uluslararası çabaların yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti. ABD'nin 2023 yılında başlattığı ve İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme anlaşmasına zemin hazırlamayı amaçlayan diplomatik girişim, Arap ülkelerinin Filistin meselesine yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Ancak Mısır ve Filistin'in bu adımı, Kudüs'ün statüsü gibi kritik konularda Arap dünyasının taviz vermeyeceği mesajını veriyor.
Öte yandan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Filistin'in gözlemci devlet statüsünün güçlendirilmesi ve İsrail'in yerleşim politikalarına yönelik artan uluslararası eleştiriler, bu tür ikili görüşmelerin önemini artırıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) işgal altındaki topraklarda işlenen savaş suçlarına ilişkin yürüttüğü soruşturma da tarafların gündeminde yer alıyor. Mısır ve Filistin'in bu toplantısı, UCM sürecine destek sağlamak ve İsrail'in uluslararası hukuk karşısında hesap verebilirliğini artırmak amacıyla da yorumlanıyor.
Mısır'ın Gazze Şeridi ile sınırı olması ve bölgedeki istikrarın sağlanmasında kilit bir rol oynaması, bu görüşmeyi daha da anlamlı kılıyor. İsrail ile Hamas arasında 2023'te yaşanan çatışmaların ardından Mısır'ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes, bölgesel dengeleri etkilemiş ve Mısır'ın diplomatik ağırlığını artırmıştı. Bu bağlamda, Filistin Dışişleri Bakanı'nın Kahire ziyareti, sadece Kudüs'ün statüsüne odaklanmakla kalmıyor; aynı zamanda Gazze'deki yeniden imar süreci, esir takası ve iki devletli çözüm vizyonu gibi meselelerde de iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Bölgesel güçlerin artan rekabetine rağmen, Mısır ve Filistin arasındaki bu diyalog, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda ortak bir duruş sergilenmesine katkı sağlıyor. Özellikle İsrail'in Kudüs'teki kutsal mekânların statüsünü değiştirme girişimleri, İslam dünyasında duyarlılığı artırıyor ve bu tür toplantıları daha da önemli kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs-ü Şerif'in statüsünün korunması ve Filistin devletinin kurulması yönündeki tutumunu her platformda dile getiren ülkeler arasında yer alıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki aktif diplomatik girişimleriyle örtüşüyor; son yıllarda Türkiye, Mısır ile ilişkilerini normalleştirme sürecine girmişti. Filistin ve Mısır arasındaki bu koordinasyon, Türkiye'nin Kudüs konusundaki çabalarıyla uyumlu bir tablo oluşturuyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde Kudüs için oluşturulan platformun öncülüğünü yapmış ve bu konudaki uluslararası farkındalığın artırılmasına katkı sağlamıştı. Bu nedenle, Filistin-Mısır görüşmesi, Türkiye'nin bölgesel iş birliği arayışları ve Filistin davasına verdiği destek açısından memnuniyetle karşılanacak bir gelişmedir; ancak somut bir sonuç doğurması için tarafların ortak adımlar atması gerekiyor.