Filistin Yerleşim ve Duvar Karşıtı Komisyonu, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail'in yasa dışı yerleşim birimlerinin sayısının Temmuz 2025 itibarıyla 592'ye ulaştığını bildirdi. Filistin resmi ajansı WAFA'nın aktardığı verilere göre, bu sayıya merkezi yerleşimler, askeri karakollar ve öncü yerleşimler dahil. Komisyon, İsrail'in yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini ve iki devletli çözümün temelini baltaladığını vurguladı.
Yerleşim Politikası ve Son Durum
Filistin Yerleşim ve Duvar Karşıtı Komisyonu, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını izleyen ve belgeleyen resmi bir kurum olarak öne çıkıyor. Komisyonun yayımladığı rapor, yerleşimlerin yalnızca sayısal artışını değil, aynı zamanda coğrafi dağılımını da ortaya koyuyor. Rapora göre, yerleşimler Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 40'ını kapsayan C Bölgesi'nde yoğunlaşmış durumda. Bu bölge, Oslo Anlaşmaları uyarınca İsrail'in güvenlik kontrolüne bırakılmış olsa da, Filistin topraklarının büyük bir kısmını oluşturuyor.
İsrail'in yerleşim politikası, uluslararası toplum tarafından defalarca kınandı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, yerleşimlerin 'uluslararası hukukun açık bir ihlali' olduğunu ve 'hiçbir meşruiyeti olmadığını' belirtiyor. Buna rağmen İsrail hükümeti, yerleşim inşaatlarını hızlandırarak devam ettiriyor. Özellikle son bir yılda, yerleşim sayısındaki artış dikkat çekiyor. Komisyon verilerine göre, 2024 yılında yerleşim sayısı 570 civarındaydı; Temmuz 2025 itibarıyla bu sayı 592'ye yükseldi. Bu artış, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Filistin Direnişi
Yerleşim genişlemesi, hem Filistin tarafında hem de uluslararası arenada sert tepkilere yol açıyor. Filistin yönetimi, yerleşim faaliyetlerinin durdurulması için uluslararası topluma çağrıda bulunurken, Avrupa Birliği ve bazı ülkeler İsrail'e yönelik yaptırımları gündeme getiriyor. ABD yönetimi ise yerleşim politikalarına ilişkin tutumunu sık sık değiştiriyor; ancak son dönemde İsrail'e verdiği destek nedeniyle eleştiriliyor.
Filistin halkı ise yerleşimlere karşı sivil direnişini sürdürüyor. Haftalık gösteriler, boykot çağrıları ve hukuki mücadeleler, yerleşimlere karşı direnişin başlıca yöntemleri arasında. Özellikle Batı Şeria'nın kuzeyindeki bazı köylerde, yerleşimcilerin ve İsrail güçlerinin saldırıları nedeniyle Filistinliler yerlerinden edilmeye devam ediyor. Bu durum, insan hakları örgütlerinin raporlarında 'zorla yerinden edilme' olarak nitelendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha ön plana çıkarıyor. Ankara, daha önce yerleşim politikalarını kınamış ve Filistin devletinin kurulmasına yönelik iki devletli çözümü savunmuştur. Bu bağlamda, İsrail'in yerleşim genişletmesi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini ve Filistin yönetimiyle iş birliğini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki Filistin haklarına ilişkin tutumu, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler gibi platformlarda da belirleyici olmaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin bu süreçteki rolü, hem bölgesel istikrar hem de Filistin-İsrail çatışmasının çözümü açısından önem taşımaktadır.