Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan Şahin, Çarşamba günü yaptığı açıklamayla uluslararası toplumu, işgal altındaki Batı Şeria’da süregelen yasa dışı İsrail yerleşim faaliyetlerini durdurmak ve Filistinlilere yönelik zorunlu göç politikalarına son vermek için somut adımlar atmaya çağırdı. Bakan Şahin, bu çağrıyı, Filistin yönetiminin kontrolündeki bölgelerde gerçekleştirdiği saha ziyareti sırasında dile getirdi. Ziyaret, İsrail’in yerleşim genişletme planlarının Filistin topraklarını nasıl parçaladığını ve bölgedeki insani durumu nasıl kötüleştirdiğini yerinde gözlemlemek amacıyla düzenlendi.
Gelişmenin arka planı
İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da yerleşim birimlerini genişletme politikası, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyeti yürütmesini açıkça yasaklıyor. Ancak İsrail hükümeti, bu kararlara rağmen yerleşim inşaatlarını hız kesmeden sürdürüyor. Özellikle son aylarda, Doğu Kudüs çevresindeki Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi ve Filistin köylerinin yıkımıyla birlikte binlerce Filistinli evsiz kaldı. Şahin, saha ziyaretinde, yerleşimcilerin tarım arazilerine el koyması ve su kaynaklarını kontrol altına alması nedeniyle Filistinli çiftçilerin geçim kaynaklarını kaybettiğini vurguladı. Ayrıca, İsrail güçlerinin Filistinli sivillere yönelik şiddet olayları ve ev baskınlarının arttığına dikkat çekti.
Bölgesel ve küresel boyut
Filistin’in bu çağrısı, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına yönelik tutumunda bir dönüm noktası olabilir. Son yıllarda İsrail’in yerleşim politikaları, ABD ve Avrupa Birliği tarafından sık sık eleştirilse de somut yaptırımlar uygulanmadı. Ancak Filistin yönetimi, BM nezdinde yeni bir karar tasarısı hazırlığında olduğunu duyurdu. Bu tasarı, İsrail’e karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlar içerebilir. Bölgesel olarak, Ürdün ve Mısır gibi komşu ülkeler, İsrail’in yerleşim faaliyetlerinin iki devletli çözümü imkansız hale getirdiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Arap Birliği de konuyu gündemine alarak ortak bir tutum belirlemeye çalışıyor. Öte yandan, İran ve Hizbullah gibi aktörler, Filistin davasını kendi söylemlerinde kullanmaya devam ederken, yerleşimlerin genişlemesi bölgedeki gerginliği daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, daha önce İsrail’in yerleşim politikalarını kınamış ve Kudüs’ün statüsünü savunmuştu. Filistin’in uluslararası alanda yaptığı bu çağrı, Türkiye’nin BM ve İİT gibi platformlarda Filistin lehine daha aktif bir diplomasi yürütmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları ve İsrail ile ilişkileri göz önüne alındığında, yerleşim meselesi iki ülke arasındaki normalleşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Filistin’in haklarını savunurken, aynı zamanda bölgesel dengeleri de gözetmek durumundadır.