İsrail yerleşimcileri, Batı Şeria'da Filistinli evlerine yönelik kuşatmayı sürdürürken, uluslararası toplumun tepkileri bu saldırıları durdurmaya yetmedi. Öte yandan, Barış Kurulu'nun Gazze'deki silahsızlanma anlaşmasından geri adım atması, bölgedeki kırılgan ateşkesi daha da tehlikeye attı. Son haftalarda yaşanan bu gelişmeler, Filistin topraklarındaki gerilimin tırmanarak devam ettiğini gösteriyor.
Batı Şeria'da Artan Yerleşimci Şiddeti
Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde, İsrail yerleşimcileri Filistinli ailelerin evlerini kuşatma altına aldı. Özellikle Nablus, El-Halil ve Ramallah çevresindeki yerleşimlerde yaşanan olaylarda, yerleşimcilerin Filistinlilere ait zeytin ağaçlarını kestiği, evlere ve araçlara taş attığı, hatta bazı köyleri ablukaya aldığı bildiriliyor. Görgü tanıkları, İsrail ordusunun sıklıkla yerleşimcilerin bu saldırılarına göz yumduğunu, hatta bazı durumlarda onlara destek verdiğini belirtiyor.
İnsan hakları örgütleri, son haftalarda Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin belirgin şekilde arttığını raporluyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi verilerine göre, yılbaşından bu yana yerleşimci kaynaklı 100'den fazla saldırı kaydedildi; bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50 artış gösterdi. Saldırılar sonucunda onlarca Filistinli yaralanırken, birçok aile evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Uluslararası toplumdan gelen kınama mesajları ise sahada bir değişiklik yaratmıyor. ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'den yapılan açıklamalarda yerleşimci şiddeti kınanıyor ve İsrail'e uluslararası hukuka uyma çağrısı yapılıyor. Ancak uzmanlar, bu açıklamaların somut adımlara dönüşmedikçe bir anlam ifade etmediğini ve Filistinlilerin güvenliğinin her geçen gün daha da risk altında olduğunu vurguluyor.
Barış Kurulu'ndan Gazze Silahsızlanma Anlaşmasına Darbe
Gazze Şeridi'nde ise, Barış Kurulu'nun silahsızlanma anlaşmasından geri adım atması, bölgedeki ateşkesin geleceğini belirsizliğe soktu. Kurul, daha önce varılan anlaşma uyarınca silahlı grupların silahsızlanma sürecinin başlatılmasını kabul etmişti. Ancak son açıklamada, İsrail'in ateşkes şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle bu sürecin askıya alındığı duyuruldu.
Filistinli yetkililer, İsrail'in Gazze'ye yönelik hava saldırılarını sürdürdüğünü ve sınır kapılarında uygulanan ablukanın hafifletilmediğini belirtiyor. Ayrıca, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini genişletmesi de silahsızlanma sürecinin dondurulmasında etkili oldu. Bu gelişme, Gazze'deki insani krizin daha da derinleşmesine yol açıyor; bölgede elektrik kesintileri, su sıkıntısı ve işsizlik had safhada.
Gazze'deki silahlı gruplar ise Barış Kurulu'nun kararını olumlu karşıladıklarını, ancak silahlanmaya devam edeceklerini açıkladılar. Bu durum, taraflar arasındaki güvensizliğin derinliğini ortaya koyuyor. Uluslararası arabulucular, anlaşmanın yeniden canlandırılması için yoğun çaba harcarken, taraflar arasındaki müzakerelerde henüz somut bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İki Devletli Çözüm Tehlikede
Batı Şeria'daki kuşatma ve Gazze'deki silahsızlanma krizinin bir araya gelmesi, iki devletli çözümün geleceğini tehdit eden gelişmeler olarak değerlendiriliyor. Uzun yıllardır uluslararası toplumun savunduğu bu çözümün uygulanabilirliği, İsrail'in yerleşim politikaları ve Filistinli gruplar arasındaki ayrılıklar nedeniyle giderek zayıflıyor. Bölge ülkeleri, özellikle Ürdün ve Mısır, tırmanan şiddetin kendi güvenliklerini de tehdit ettiğini dile getiriyor.
Küresel aktörler, Orta Doğu'da kalıcı barışın sağlanması için daha aktif bir rol oynaması gerektiği konusunda uyarılıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, yaptığı yazılı açıklamada, taraflara itidal çağrısında bulunurken, şiddetin durdurulmasının acil öncelik olduğunu vurguladı. Ancak Filistinli sivil toplum örgütleri, uluslararası toplumun bu kez de söylemini eyleme dönüştürmemesinden endişe duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel olarak güçlü destek veren ülkelerin başında geliyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde yaptığı Filistin'e destek açıklamaları ve insani yardım faaliyetleriyle doğrudan bağlantılıdır. Batı Şeria'daki artan şiddet ve Gazze'deki kırılgan ateşkesin bozulma riski, Türkiye'nin bölgesel istikrar hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'le ilişkilerin normalleşme sürecinde, yaşanan bu insan hakları ihlalleri Ankara'yı zor durumda bırakabilir. Türkiye'nin, hem Filistinli gruplar arasında birlik çağrıları yapması hem de uluslararası toplumun daha etkin müdahalesi için girişimlerde bulunması bekleniyor.