Filistin Dışişleri Bakanlığı, Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (ICJ) İsrail aleyhine açtığı soykırım davasını geri çekmesi yönünde bir talepte bulunduğu yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Bakanlık, Perşembe günü yayımladığı yazılı açıklamada, eski Filistin Başbakanı Muhammed Ştayye'ye atfedilen ve Filistin yönetiminin Güney Afrika'ya dava hakkında "bir sorun yaşandığı" gerekçesiyle geri adım atmasını istediği yönündeki haberleri "tamamen asılsız" olarak nitelendirdi. Açıklamada, Filistin'in ICJ'deki hukuki süreci kararlılıkla desteklediği ve Güney Afrika'nın girişimini takdirle karşıladığı vurgulandı.
Gelişmenin arka planı
Güney Afrika, 29 Aralık 2023'te ICJ'de İsrail'e karşı başvuruda bulunarak, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini öne sürmüştü. Bu dava, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmış ve birçok ülke ile sivil toplum kuruluşu Güney Afrika'nın girişimini desteklemişti. Filistin Dışişleri Bakanlığı, bu başvurunun Gazze'deki soykırımı durdurmaya yönelik kritik bir yasal araç olduğunu belirtiyor. Eski Başbakan Ştayye'nin, Güney Afrika Başbakanı Cyril Ramaphosa'ya bir mektup göndererek davayı geri çekmesini istediği iddiaları, Filistin yönetimi içindeki olası bir bölünmeyi işaret ediyor. Ancak mevcut hükümet bu iddiaları şiddetle reddediyor.
Bakanlık açıklamasında, "Filistin devletinin tek meşru temsilcisi Filistin Kurtuluş Örgütü ve Filistin Yönetimi'dir. Eski bir yetkilinin görüşleri kesinlikle bağlayıcı değildir" ifadelerine yer verildi. Ayrıca, Filistin'in Güney Afrika'ya şükran borçlu olduğu ve davayı güçlü bir şekilde desteklediği yinelendi. ICJ, Ocak 2024'te ihtiyati tedbir kararı alarak İsrail'in soykırımı önlemesini ve insani yardıma izin vermesini istemişti. Ancak İsrail bu kararları uygulamadığı için dava süreci devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu iddiaların ortaya atılması, Filistin yönetimi içindeki farklı görüşleri yansıtması açısından önemli. Filistin Yönetimi, uluslararası hukuk yoluyla haklarını aramaya çalışırken, bir yandan da İsrail ve ABD ile diplomatik ilişkilerini dengelemek zorunda. Güney Afrika'nın ICJ başvurusu, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) İsrail liderlerine yönelik tutuklama kararıyla birlikte, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasına yol açmıştı. ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ise ICJ'nin yetkisini sorguluyor ve İsrail'i savunmaya devam ediyor. Bu dava, sadece Filistin-İsrail çatışmasının hukuki boyutunu değil, aynı zamanda küresel güç dengelerini de etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Güney Afrika'nın bu girişimi, Afrika Birliği ve Bağlantısızlar Hareketi gibi platformlarda da destek görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun süredir desteklemekte ve Gazze'deki insani krize dikkat çekmektedir. Güney Afrika'nın ICJ başvurusu, Ankara'nın da sıklıkla dile getirdiği uluslararası hukukun üstünlüğü ve İsrail'in hesap vermesi gerektiği tezini güçlendirmektedir. Filistin yönetiminin bu davayı geri çekme talebini reddetmesi, Türkiye'nin de bulunduğu İslam dünyasında Filistin'in kararlı duruşunu teyit eder niteliktedir. Ancak, Filistin içindeki muhtemel görüş ayrılıkları, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarında dikkate alması gereken bir faktördür. Ankara, Filistinli gruplar arasında birliği teşvik ederken, ICJ sürecini desteklemeye devam edecektir.