Filipinler'de yapılan yeni bir kamuoyu araştırmasına göre, halkın neredeyse yarısı Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. yönetiminin Çin ile Güney Çin Denizi'ndeki deniz anlaşmazlığına ilişkin tutumunu desteklerken, diğer yarısı eleştiriyor. Ancak katılımcıların dörtte üçü çatışma yerine diplomasiyi tercih ediyor. Bu tercih, Çin'in Manila Büyükelçisi'nin son açıklamalarının ardından daha da önem kazandı.
Anketin ayrıntıları ve kamuoyu bölünmesi
Filipinler'in önde gelen araştırma şirketlerinden biri tarafından gerçekleştirilen ve bu hafta açıklanan ankete göre, katılımcıların yüzde 48'i Marcos hükümetinin Güney Çin Denizi politikasını onaylarken, yüzde 47'si onaylamıyor. Geriye kalan yüzde 5 ise kararsız. Bu neredeyse eşit dağılım, ülkenin en hassas dış politika konularından birinde toplumun ne kadar bölünmüş olduğunu gözler önüne seriyor.
Ancak aynı anket, Filipinlilerin yüzde 74'ünün Çin ile yaşanan anlaşmazlıkta askeri çatışma yerine diplomatik yollarla çözümü desteklediğini ortaya koyuyor. Bu oran, hükümetin son dönemdeki daha sert söylemine rağmen halkın büyük çoğunluğunun barışçıl çözümden yana olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu tercihin, ülkenin ekonomik ve askeri açıdan Çin'e bağımlılığından kaynaklanabileceğini belirtiyor.
Anketin sonuçları, Çin'in Manila Büyükelçisi Huang Xilian'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı ve Filipinler'in Güney Çin Denizi'ndeki eylemlerini eleştiren açıklamalarının ardından daha da dikkat çekici hale geldi. Huang, Filipinler'in bölgede 'provokasyon' yaptığını öne sürmüş ve Çin'in egemenlik iddialarını yinelemişti. Bu açıklamalar, Filipinler hükümeti tarafından sert bir şekilde reddedilmiş ve diplomatik gerilimi artırmıştı.
Çin ile yaşanan gerilimin arka planı
Güney Çin Denizi'ndeki anlaşmazlık, Filipinler ile Çin arasında onlarca yıldır süren bir sorun. Özellikle 2016'daki Lahey Tahkim Mahkemesi kararı, Filipinler'in bazı iddialarını desteklemiş ancak Çin bu kararı tanımamıştı. Marcos yönetimi, iktidara geldiğinden bu yana Çin'e karşı daha ölçülü bir dil kullanmakla birlikte, özellikle 2023'ten itibaren savunma anlaşmalarını güçlendirdi ve ABD ile ilişkileri derinleştirdi.
Son aylarda, Filipinler ve Çin gemileri arasında Second Thomas Shoal (Ayungin Shoal) ve Scarborough Shoal (Panatag Shoal) gibi ihtilaflı bölgelerde birkaç kez karşı karşıya gelme yaşandı. Filipinler, Çin'in kendi sularında 'saldırgan' davrandığını belirtirken, Çin, Filipinler'in egemenliğini ihlal ettiğini savunuyor. Bu olaylar, bölgede tansiyonun yüksek kalmasına neden oluyor.
Marcos yönetimi, Çin'e karşı diplomatik kanalları açık tutmaya çalışsa da, ABD ile 1951 tarihli karşılıklı savunma anlaşmasını genişletmesi ve bölgede ortak devriye faaliyetlerine başlaması, Pekin'in tepkisini çekiyor. Çin, bu adımları 'bölgesel istikrarı bozmak' olarak nitelendiriyor.
Diplomasi tercihi ve bölgesel yansımaları
Anket, Filipinlilerin büyük çoğunluğunun diplomasiyi tercih etmesinin, hükümetin daha sert bir tutum izlemesi durumunda halk desteğini kaybedebileceğine işaret ediyor. Aynı zamanda, Filipinler'in Çin ile ticari ilişkilerinin önemli olması, halkın çatışmadan kaçınma eğilimini açıklayabilir. Çin, Filipinler'in en büyük ticaret ortaklarından biri ve önemli bir yatırım kaynağı.
Uzmanlar, bu bölünmüş kamuoyunun, Marcos yönetiminin dış politika manevra alanını sınırlayabileceğini belirtiyor. Hükümet, hem Çin ile ilişkileri yönetmek hem de ABD ile ittifakı güçlendirmek arasında denge kurmak zorunda. Ayrıca, 2025 ara seçimleri yaklaşırken, Güney Çin Denizi politikası iç siyasette de önemli bir konu haline gelebilir.
Bölgesel olarak, Filipinler'in tutumu, ASEAN içinde Güney Çin Denizi konusunda ortak bir pozisyon oluşturulmasını da etkiliyor. Çin, ASEAN ülkeleriyle deniz kodu müzakerelerini sürdürürken, Filipinler'in sert tutumu bu süreci yavaşlatabilir. ABD ise, Filipinler'i bölgede Çin'e karşı bir denge unsuru olarak görüyor ve Manila'nın yanında durmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Çin Denizi'ndeki gelişmeleri doğrudan ilgilendiren bir taraf olmasa da, bölgesel istikrar ve uluslararası hukukun üstünlüğü açısından yakından takip ediyor. Ankara, deniz yetki alanları konusunda benzer sorunlar yaşadığı için, Filipinler'in yaşadığı deneyim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ege'deki politikalarına dolaylı olarak ışık tutabilir. Ayrıca, Çin ile artan ekonomik ve siyasi ilişkileri olan Türkiye, bölgede tansiyonun düşmesinden yana. Türk dış politikası, diplomatik çözümleri ve uluslararası hukuku vurgulayarak, benzer anlaşmazlıklarda taraf olmaktan kaçınıyor. Bu haber, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki dengeleri gözetme ihtiyacını ortaya koyuyor.