Filipinli denizci Jay, Ağustos ayında bir akşam Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir gemide gözcü olarak nöbetteyken, üzerlerine insansız hava araçları (İHA) doluştu ve gemisinin yanı sıra takip ettiği iki gemiye doğru hızla geçti. Saniyeler içinde öndeki tankerden bir patlama sesi yükseldi. “Gördüğümde benim için travmatikti” diyen Jay, o anı hâlâ unutamıyor. Bu olay, dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda görev yapan Filipinli denizcilerin karşı karşıya olduğu ciddi riskleri bir kez daha ortaya koydu.
Hürmüz Boğazı'nda artan gerilim ve denizcilerin çilesi
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Son yıllarda bölgede artan jeopolitik gerilim, deniz ticaretini ve bu sularda çalışan denizcileri doğrudan etkiliyor. Özellikle 2019'dan bu yana İran ile ABD ve müttefikleri arasında yaşanan gerginlikler, tankerlere yönelik saldırılar ve İHA olayları, bölgeyi dünya denizcilik endüstrisi için yüksek riskli bir alan haline getirdi.
Filipinli denizciler, dünya genelinde denizcilik sektörünün bel kemiğini oluşturuyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, dünya ticaret filosunda çalışan denizcilerin yaklaşık yüzde 25'i Filipinler vatandaşı. Bu denizciler, küresel tedarik zincirinin işlemesi için hayati önem taşıyor. Ancak aynı zamanda, çatışma bölgelerinde ve yüksek riskli sularda çalışma konusunda da en fazla baskı altında olan gruplardan biri.
Jay'in yaşadığı olay, Ağustos 2023'te Hürmüz Boğazı'nda meydana gelen ve henüz kimse tarafından üstlenilmeyen bir saldırıydı. Görgü tanıklarına göre, İHA'lar gemilere doğru alçalarak geçti ve ardından bir tankerde patlama meydana geldi. Olayda can kaybı yaşanmadı ancak gemide maddi hasar oluştu. Bu tür saldırılar, denizcilerin psikolojik olarak da zorlu koşullarda çalışmasına neden oluyor.
Küresel deniz ticareti ve jeopolitik riskler
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Boğazdan günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol geçişi yapılıyor. Herhangi bir aksama, petrol fiyatlarında ani yükselişlere ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilir. Son dönemde yaşanan saldırılar, sigorta şirketlerinin bölgedeki primleri artırmasına ve bazı armatörlerin rotalarını değiştirmesine neden oldu.
Filipinli denizciler için ise durum daha da karmaşık. Ülkeleri, denizcilik sektöründen önemli bir döviz geliri elde ediyor. 2022'de Filipinli denizcilerin yurtdışına gönderdiği döviz 6,7 milyar doları aştı. Bu nedenle Filipinler hükümeti, vatandaşlarının çatışma bölgelerinde çalışmasını engellemekte isteksiz davranıyor. Ancak denizcilerin güvenliği konusunda da artan bir baskı var. Uluslararası Denizcilik Örgütü ve insan hakları örgütleri, denizcilerin yüksek riskli bölgelerde korunması için daha etkin önlemler alınması çağrısında bulunuyor.
Uzmanlar, denizcilerin bu tür risklere maruz kalmasının önlenmesi için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle İHA saldırılarına karşı gemilerin savunma sistemlerinin geliştirilmesi ve denizcilerin eğitimi konusunda adımlar atılması öneriliyor. Ayrıca, bayrak devletlerinin ve armatörlerin, denizcileri bilgilendirme ve koruma yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük bir kısmını Orta Doğu'dan karşılıyor; bu nedenle bölgedeki gerilim, enerji fiyatlarını ve arz güvenliğini etkileyebilir. Ayrıca, Türk denizcilik sektörü de küresel sularda faaliyet gösteriyor ve Türk denizciler zaman zaman benzer risklerle karşılaşabiliyor. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için diplomasi kanallarını kullanmaya devam ederken, denizcilik güvenliği konusunda uluslararası işbirliğine katkı sağlayabilir. Ancak doğrudan bir Türk vatandaşının olayda etkilendiğine dair bir bilgi bulunmuyor.