Dünya Bankası, Filipinler'i resmen 'üst-orta gelirli ülke' kategorisine yükseltti. Ancak bu statü, başkent Manila'nın yoksul mahallelerinde yaşayanlar için sadece bir istatistikten ibaret. Artan gıda fiyatları, işsizlik ve durgun maaşlar karşısında birçok Filipinli, ülkelerinin ekonomik olarak 'iyileştiği' fikrine gülüp geçiyor. 25 yaşındaki çağrı merkezi çalışanı Ann Michelle Federe, 'Gerçekten güldüm. Yani cidden mi? Bu veriler nereden geldi?' diyerek halkın genel ruh halini özetliyor.
Gelişmenin arka planı
Dünya Bankası'nın sınıflandırmasına göre, kişi başına düşen gayri safi milli geliri (GNI) 4.466 ila 13.845 dolar arasında olan ülkeler 'üst-orta gelirli' sayılıyor. Filipinler, 2023 yılı için kişi başına 4.230 dolar olan GNI'sını 2024'te 4.870 dolara çıkararak bu eşiği geçti. Bu, ülkenin 1970'lerde 'alt-orta gelirli' kategorisinden bu yana en büyük ekonomik sıçraması olarak kaydedildi.
Ancak bu makroekonomik başarı, sokaktaki vatandaşın cebine yansımış değil. Filipinler'de enflasyon 2023'te yüzde 6'yı aşarken, özellikle pirinç fiyatları yüzde 20'nin üzerinde arttı. Maaşlar ise aynı oranda artmadı. Asgari ücret, Manila'da günlük 610 peso (yaklaşık 11 dolar) civarında seyrediyor. bu da dört kişilik bir ailenin günlük temel gıda ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Üstelik milyonlarca Filipinli, iş bulmak için yurt dışına göç etmek zorunda kalıyor. Denizaşırı işçilerin gönderdiği dövizler, ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Filipinler'in bu statü atlaması, Asya-Pasifik bölgesindeki geniş tabanlı büyüme eğiliminin bir parçası olarak görülüyor. Endonezya ve Vietnam gibi komşular da benzer yükselişler yaşadı. Ancak Filipinler'in durumu, 'orta gelir tuzağı' (middle-income trap) olarak bilinen bir tehlikeyi barındırıyor: Ülkeler, belirli bir gelir seviyesine ulaştıktan sonra yapısal reformlar yapmazsa, büyüme durabiliyor ve ülke yıllarca aynı gelir aralığında sıkışıp kalabiliyor.
Dünya Bankası'nın verilerine göre, Filipinler'deki en zengin yüzde 10, milli gelirin yüzde 40'ını alırken, en yoksul yüzde 20 sadece yüzde 5'ini alıyor. Bu eşitsizlik, ülkenin kalkınma hikayesinin gölgesinde kalan bir gerçek. Ekonomistler, bu kadar büyük bir gelir adaletsizliği varken 'üst-orta gelir' etiketinin anlamlı olmadığını söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'in yaşadığı bu durum, benzer bir ekonomik sınıflandırma tartışması yaşayan Türkiye için önemli dersler barındırıyor. Türkiye de Dünya Bankası tarafından 'üst-orta gelirli ülke' olarak sınıflandırılıyor, ancak yüksek enflasyon, düşük alım gücü ve gelir adaletsizliği gibi sorunlarla boğuşuyor. Bu nedenle, makroekonomik büyüme rakamlarının sokaktaki vatandaşa yansımadığı durumlarda, uluslararası statülerin halk nezdinde anlamsız kalabileceği görülüyor. Ayrıca, Filipinler örneği, 'orta gelir tuzağı'ndan çıkmanın ancak kapsamlı yapısal reformlar (eğitim, altyapı, verimlilik) ile mümkün olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.