Filipinler, uzun süredir devam eden Tek Çin politikasını korurken Tayvan ile işlevsel işbirliğini gizli ve dikkatli bir şekilde genişletiyor. Manila yönetimi, Pekin'in tepkisini çekmemek için resmi diplomatik ilişkilerden kaçınıyor ancak ekonomik, kültürel ve güvenlik alanlarında Taipei ile bağlarını güçlendiriyor. Bu strateji, Güneydoğu Asya'da Çin'in yükselen etkisine karşı bir denge arayışı olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Filipinler, 1975'ten bu yana Tek Çin politikası çerçevesinde Tayvan'ı Çin'in bir parçası olarak tanıyor. Ancak son yıllarda, özellikle Rodrigo Duterte döneminde başlayan ve Ferdinand Marcos Jr. yönetiminde de süren bir yakınlaşma söz konusu. 2023 yılında Filipinler ve Tayvan, tarım, sağlık ve afet yönetimi gibi alanlarda işbirliği anlaşmaları imzaladı. Ayrıca, iki ülke arasında doğrudan uçuşların artırılması ve turizm teşvikleri gündeme geldi. Manila, Tayvan'dan gelen yatırımları artırmak için özel ekonomik bölgeler oluşturdu.
Bu işbirliği, Filipinler'in Güney Çin Denizi'ndeki Çin baskısına karşı Tayvan'ı bir denge unsuru olarak görmesinden kaynaklanıyor. Tayvan, bölgede önemli bir ekonomik ortak ve aynı zamanda Çin'in genişlemesine karşı doğal bir müttefik olarak değerlendiriliyor. Filipinler, Tayvan Boğazı'ndaki istikrarın kendi güvenliği için kritik olduğunu düşünüyor.
Ancak Manila, Pekin'in ekonomik misillemelerinden çekiniyor. Çin, Filipinler'in en büyük ticaret ortağı ve önemli bir yatırımcı. Bu nedenle Filipinler, Tayvan ile ilişkilerini "işlevsel işbirliği" olarak tanımlayarak siyasi bir algıdan kaçınıyor. Örneğin, Tayvanlı yetkililerle yapılan görüşmelerde resmi unvanlar kullanılmıyor ve anlaşmalar sivil toplum kuruluşları üzerinden yürütülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler'in bu politikası, ABD-Çin rekabetinin gölgesinde şekilleniyor. ABD, Tayvan'ı destekleyerek Çin'i çevreleme stratejisi izlerken, Filipinler gibi ülkelerden de benzer bir duruş bekliyor. Filipinler, ABD ile savunma işbirliğini güçlendirirken (EDCA üslerine erişim dahil) Tayvan ile ekonomik bağlarını da geliştiriyor. Bu, Çin'i doğrudan karşısına almadan Tayvan'a destek vermenin bir yolu olarak görülüyor.
Güneydoğu Asya'da benzer bir eğilim gözlemleniyor. Endonezya, Malezya ve Vietnam da Tayvan ile ekonomik ve kültürel ilişkilerini artırıyor ancak resmi diplomatik tanıma konusunda çekingen davranıyor. Bu ülkeler, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne olan bağımlılıklarını azaltmaya çalışırken Tayvan'ı bir alternatif olarak görüyor. Filipinler, bu trendin öncülerinden biri.
Uluslararası arenada ise Tayvan, pandemi sonrası dönemde demokrasi ve sağlık alanındaki başarılarıyla dikkat çekiyor. Birçok ülke, Tayvan ile gayri resmi ilişkilerini güçlendiriyor. Filipinler'in bu tutumu, Tayvan'ın uluslararası alanda daha fazla görünürlük kazanmasına katkı sağlıyor. Ancak Çin, bu tür girişimleri "Tayvan bağımsızlığına destek" olarak nitelendiriyor ve sert tepki veriyor.
Filipinler'in Tayvan ile ilişkilerini geliştirmesi, Güney Çin Denizi'ndeki gerilimi de etkiliyor. Filipinler, Çin'in tartışmalı sulardaki iddialarına karşı uluslararası hukuku savunuyor. Tayvan da benzer şekilde Güney Çin Denizi'nde hak iddia ediyor. Bu ortak çıkar, iki ülke arasında dolaylı bir güvenlik işbirliği yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tek Çin politikasını destekleyen bir ülke olarak Tayvan ile resmi diplomatik ilişki kurmuyor. Ancak ekonomik ve kültürel bağlar son yıllarda artıyor. Filipinler'in Tayvan ile geliştirdiği işlevsel işbirliği modeli, Türkiye için bir örnek teşkil edebilir. Türkiye, Çin ile ilişkilerini bozmadan Tayvan ile ticaret ve yatırımı artırabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs gibi konularda benzer bir denge politikası izleyen Türkiye, Filipinler'in stratejisini yakından takip etmeli. Bu gelişme, bölgesel güç dengesi açısından Türkiye'ye yeni fırsatlar sunabilir.