Filipinler'in kuzeyindeki Luzon Adası'nda haftalardır süren şiddetli yağışların ardından oluşan seller, binlerce kişiyi evsiz bıraktı. Bölgedeki birçok kasaba hâlâ su altında. Hükümetin taşkın kontrolü ve afet yönetimi için ayırdığı milyarlarca pesonun akıbetini sorgulayan mağdur sakinler, yetkililerin açıklama yapmasını istiyor. Al Jazeera muhabiri Jamela Alindogan, Kuzey Filipinler'de sular altında kalan toplulukların cevap arayışını bildiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Luzon Adası'nın kuzeyinde etkili olan tropikal fırtınalar ve muson yağmurları, bölgedeki nehirlerin taşmasına neden oldu. Özellikle Cagayan Vadisi ve Ilocos bölgelerinde etkisini gösteren seller, yüzlerce köyü su altında bıraktı. Resmi rakamlara göre en az 30 kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi tahliye edildi. Ancak asıl tartışma, afet öncesinde yapılan hazırlıkların yetersizliği üzerine odaklanıyor.
Filipin hükümeti, son on yılda taşkın kontrolü altyapısına ve erken uyarı sistemlerine milyarlarca peso ayırdı. Özellikle Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası kuruluşlardan sağlanan kredilerle finanse edilen projelerin, sel felaketini önlemesi bekleniyordu. Ancak bölge sakinleri ve bazı milletvekilleri, bu fonların etkin kullanılmadığını iddia ediyor. Cagayan Nehri'nin setlerinin yetersiz olduğu ve bazı pompa istasyonlarının çalışmadığı, yerel medyada geniş yer buldu.
Valilikler, fonların büyük kısmının yol yapımı ve köprü inşaatı gibi farklı alanlara aktarıldığını öne sürüyor. Öte yandan, merkezi hükümetin afet yönetimi ajansı, sel kontrolü projelerinin tamamlanma oranının düşük olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun coğrafi zorluklardan kaynaklandığını savunuyor. Manila'daki yetkililer, bölgeye ek kaynak gönderildiğini ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler, iklim değişikliğinin etkilerine en açık ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Pasifik Okyanusu'ndaki konumu nedeniyle her yıl ortalama 20 tayfun ve şiddetli muson yağışlarına maruz kalıyor. Uzmanlar, küresel ısınmanın bu tür aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çekiyor. Bu durum, yalnızca Filipinler için değil, tüm Güneydoğu Asya ülkeleri için ortak bir tehdit oluşturuyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, sel felaketlerinin ülke ekonomisine maliyeti her yıl milyarlarca dolara ulaşıyor. Altyapı hasarları, tarımsal üretim kayıpları ve turizm gelirlerindeki düşüş, Filipinler'in kalkınma hedeflerini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle etkili bir afet yönetimi ve iklim adaptasyonu, ülkenin sürdürülebilir büyümesi için kritik önem taşıyor.
Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlaması için mali destek sağlıyor. Ancak bu fonların şeffaf ve etkili kullanımı, uluslararası toplumun sürekli gündeminde. Filipinler'deki durum, bu fonların yerel düzeyde nasıl yönetildiğine dair önemli bir test niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki sel felaketi ve sonrasında yaşanan fon yönetimi tartışmaları, Türkiye'nin afet yönetimi politikaları açısından önemli dersler barındırıyor. Türkiye, özellikle 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından afet öncesi hazırlık ve mali kaynakların etkin kullanımının önemini bir kez daha görmüştü. Bu haber, doğal afetlerle mücadelede uluslararası iş birliğinin ve şeffaf finansmanın kritik rolünü ortaya koyarken, benzer iklim riskleri taşıyan Türkiye'nin de kendi altyapı yatırımlarını gözden geçirmesi gerektiğine işaret ediyor. Ayrıca, Filipinler'deki gelişmeler, Türkiye'nin Güneydoğu Asya'daki insani yardım ve kalkınma iş birliği fırsatları çerçevesinde değerlendirilebilir.