Filipinler'in başkenti Manila'da milyonlarca asgari ücretli işçi için 85 peso (yaklaşık 1,40 ABD doları) tek bir kişinin doyurucu bir öğün yemesine bile yetmiyor. Oysa bu mütevazı miktar, yaklaşık 1,5 kilogram ithal pirince denk gelen bir değer, Metro Manila bölgesinde asgari ücrete yapılan en büyük tek seferlik zam olarak kayıtlara geçti. Filipinler hükümeti bu artışı, yüksek enflasyon karşısında işçilerin alım gücünü korumak için tarihi bir adım olarak tanımlıyor. Ancak işçi sendikaları ve sivil toplum örgütleri, zammın gıda, ulaşım ve kira fiyatlarındaki artışı karşılamaktan uzak olduğunu belirtiyor. Ülkede yıllık enflasyon oranı yüzde 6 seviyelerinde seyrederken, özellikle temel gıda maddelerindeki fiyat artışları haneleri zorluyor.
Geçim krizi ve hükümetin çaresizliği
Filipinler'de asgari ücret günlük 610 peso (yaklaşık 10 ABD doları) seviyesinde bulunuyor. Yeni zamla birlikte bu rakam 695 pesoya yükselecek. Ancak Manila merkezli bir araştırma kuruluşunun verilerine göre, dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için günlük en az 1.200 pesoya ihtiyacı var. Bu durum, milyonlarca ailenin yoksulluk sınırının altında yaşadığı anlamına geliyor. Hükümet, işverenlerin tepkisini çekmemek ve işsizliği artırmamak adına daha yüksek bir zamdan kaçındığını savunuyor. Ancak işçi temsilcileri, ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini ve hükümetin daha kararlı adımlar atması gerektiğini vurguluyor.
Filipinler ekonomisi, pandemi sonrası toparlanma sürecinde yıllık yüzde 7-8 büyüme kaydetse de, bu büyüme hanelere yansımıyor. Özellikle enerji ve gıda ithalatına bağımlı olan ülke, küresel fiyat şoklarına karşı kırılgan bir yapı sergiliyor. Merkez Bankası'nın faiz artırımları da iç talebi baskılarken, asgari ücret zammı sembolik bir adım olarak kalıyor. Ekonomistler, yapısal reformlar olmadan ücret artışlarının tek başına yoksulluğu azaltamayacağını ifade ediyor.
Bölgesel boyut: Güneydoğu Asya'da ücret baskısı
Filipinler'deki bu durum, Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan benzer sorunları yansıtıyor. Endonezya, Vietnam ve Tayland gibi ülkelerde de asgari ücret tartışmaları sürerken, ihracata dayalı büyüme modeli işgücü maliyetlerinin düşük tutulmasını gerektiriyor. Küresel tedarik zincirlerinde Çin'den çeşitlenme eğilimi, bölge ülkelerine yeni yatırımlar çekse de, bunun işçilere yansıması sınırlı kalıyor. Sendikalar, uluslararası markaların fabrikalarında daha iyi çalışma koşulları talep ederken, hükümetler yatırım iklimini bozmamak adına adım atmakta tereddüt ediyor. Filipinler'deki asgari ücret zammı, diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'de yaşanan asgari ücret-enflasyon sarmalı, Türkiye için de tanıdık bir tablo. Türkiye'de de yüksek enflasyon karşısında asgari ücrete yapılan zamların alım gücünü korumakta yetersiz kaldığı görülüyor. Benzer şekilde, işverenlerin maliyet baskısı ve işsizlik endişeleri, daha yüksek ücret artışlarının önünde engel oluşturuyor. Ancak Türkiye, Filipinler'e kıyasla daha çeşitlenmiş bir ekonomiye ve güçlü bir üretim altyapısına sahip. Bu bağlamda, Filipinler örneği, enflasyonla mücadelede para politikasının yanı sıra yapısal reformların ve verimlilik artışının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin, gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek için ücret artışlarının yanı sıra sosyal yardım mekanizmalarını ve kayıt dışı istihdamla mücadeleyi güçlendirmesi gerekiyor.