Filipinler hükümeti, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarını güçlendirmek amacıyla okul müfredatını bir araç olarak kullanmaya başladı. Uzmanlar, bu hamlenin gelecekte kalıcı bir kamuoyu desteği oluşturabileceğini ancak Manila'nın diplomatik manevra alanını daraltabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Filipinler Eğitim Bakanlığı, ülkenin ulusal güvenlik politikalarına uyumlu olarak ilk ve orta öğretim müfredatına Güney Çin Denizi'ndeki (Batı Filipin Denizi olarak adlandırılan) hak taleplerini anlatan dersler ekledi. Yeni müfredat, öğrencilere ülkenin deniz yetki alanlarını, tarihi haklarını ve 2016'da Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin verdiği kararın önemini öğretmeyi amaçlıyor.
Manila, 2012'de Scarborough Shoal'da yaşanan ve Çin'in bölgeyi fiilen kontrol etmesiyle sonuçlanan gerilimin ardından eğitimi bir yumuşak güç aracı olarak kullanma stratejisini benimsedi. Hükümet yetkilileri, genç nesillere iddialarını öğretmenin, uluslararası hukuk ve diplomasi yoluyla hak mücadelesinde uzun vadeli bir toplumsal meşruiyet sağlayacağını savunuyor.
Ancak bazı akademisyenler bu yaklaşımın risklerine dikkat çekiyor. Eğitimle aşılanan milliyetçi duyguların, hükümetin ileride Çin'le müzakere masasına oturmasını zorlaştırabileceğini, toplumsal baskının esneklik alanını kısıtlayabileceğini ifade ediyorlar. Öte yandan bu tür bir eğitim, Filipinler'in bölgedeki haklarını savunma kararlılığını da güçlendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler'in bu adımı, Güney Çin Denizi'nde Çin ile diğer kıyı devletleri arasında süregelen egemenlik ihtilaflarının daha geniş bir parçası olarak değerlendiriliyor. Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan da benzer şekilde hak iddialarını korumaya çalışırken, Çin'in 'dokuz çizgili harita' üzerindeki iddiaları bölgede tansiyonu yüksek tutuyor.
Bölgede ABD'nin müttefiki olan Filipinler, askeri anlaşmalar ve ortak devriyelerle güvenlik iş birliğini de artırıyor. Bu durum, Çin'i doğrudan karşısına alan bir filipinli duruşunun bölgesel dengeleri etkileme potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Aynı zamanda Filipinler'in eğitim yoluyla izlediği bu strateji, diğer kıyı devletlerine de emsal teşkil edebilir.
Uluslararası hukuk açısından ise 2016'daki tahkim kararı, Çin'in neredeyse tüm iddialarını geçersiz bulmuştu. Ancak Çin bu kararı tanımadığını açıkça ifade ediyor. Filipinler'in eğitim müfredatıyla bu kararı genç nesillere öğretmesi, uluslararası kamuoyu oluşturma ve bu karara atıfla hak iddialarını meşrulaştırma çabası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'in eğitim yoluyla egemenlik iddialarını güçlendirme stratejisi, Türkiye'nin kendi hak taleplerinde benzer bir yumuşak güç aracını kullanma potansiyeline işaret ediyor. Örneğin, Mavi Vatan doktrini kapsamında Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin farkındalığın artırılması için eğitim müfredatına dersler eklenmesi, uluslararası hukukta desteklenen haklarını güçlendirebilir. Ancak bu yaklaşım, diplomatik müzakerelerdeki esnekliği de sınırlayabilir. Türkiye'nin bölgesel ittifaklar ve enerji kaynakları üzerindeki hak iddiaları göz önüne alındığında, Filipinler'in deneyimi, ulusal çıkarların korunmasında eğitimin stratejik bir araç olarak kullanılabileceğine dair bir örnek sunuyor.