Filipinler Başkan Yardımcısı Sara Duterte'nin azil davası, ülkenin karşı karşıya olduğu yolsuzluk tartışmaları ve bu ay Luzon'un geniş kesimlerini vuran sel felaketi nedeniyle kamuoyunun gündeminden uzaklaştı. Dava, Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ile Duterte ailesi arasındaki siyasi gerilimin odak noktasında yer alıyor.
Azil Davasının Arka Planı
Sara Duterte, 2022 seçimlerinde Ferdinand Marcos Jr. ile birlikte 'Birlik Takımı' (UniTeam) çatısı altında seçilmişti. Ancak kısa süre içinde ittifak dağıldı ve iki kamp arasındaki ilişkiler hızla bozuldu. Duterte, 2024 yılında Eğitim Bakanlığı görevinden istifa etti ve Marcos yönetimine yönelik eleştirilerini sertleştirdi.
Azil şikayeti, Duterte'nin görevini kötüye kullandığı, kamu fonlarını usulsüz kullandığı ve 'devlete karşı ihanet' gibi suçlamaları içeriyor. Temsilciler Meclisi'nde yeterli imza toplanarak azil süreci başlatıldı, ancak Senato'da yargılama henüz tamamlanmadı. Duterte, suçlamaları reddediyor ve süreci siyasi bir cadı avı olarak nitelendiriyor.
Dava, Filipinler siyasetinde derin bir kutuplaşmaya işaret ediyor. Marcos ve Duterte kampları arasındaki çekişme, 2025 ara seçimleri ve 2028 genel seçimleri öncesinde ülkenin siyasi istikrarını tehdit ediyor. Ayrıca, Duterte ailesinin güçlü olduğu Mindanao bölgesinde ayrılıkçı söylemlerin artabileceği endişesi var.
Yolsuzluk ve Sel Felaketi Gölgesinde
Azil davasının gündemden düşmesinin başlıca nedenlerinden biri, ülke genelinde patlak veren yolsuzluk skandalları. Marcos yönetimine yakın isimlerin karıştığı iddia edilen milyarlarca dolarlık kamu ihaleleri ve hayali projeler, halkın öfkesini artırdı. Muhalefet, yolsuzlukla mücadelede yetersiz kalan hükümetin dikkatleri başka yöne çekmek için azil davasını yavaşlattığını öne sürüyor.
Diğer yandan, bu ay Luzon Adası'nın geniş kesimlerini vuran şiddetli sel felaketi, binlerce kişiyi yerinden etti ve altyapıya büyük zarar verdi. Hükümetin afet yönetimi ve yardım çalışmalarına odaklanması, azil davasının medyada daha az yer bulmasına yol açtı. Ancak siyasi gözlemciler, davanın tamamen rafa kalkmadığını, Senato'daki yargılamanın ilerleyen aylarda yeniden gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Duterte'nin avukatları, azil sürecinin anayasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak Yüksek Mahkeme'ye başvuruda bulundu. Mahkeme henüz bir karar vermedi. Bu arada, Duterte taraftarları ülke çapında mitingler düzenleyerek davanın düşürülmesini talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler, Güneydoğu Asya'nın stratejik açıdan kritik ülkelerinden biri. ABD ile savunma işbirliği, Çin ile Güney Çin Denizi anlaşmazlığı ve ASEAN içindeki rolü, ülkenin iç siyasetindeki dalgalanmaların bölgesel yansımalarını artırıyor. Marcos yönetimi, ABD ile ilişkileri güçlendirirken, Duterte ailesi geleneksel olarak Çin'e daha yakın bir çizgide duruyor. Azil davası, bu iki farklı dış politika yönelimi arasındaki mücadelenin bir yansıması olarak da okunuyor.
Çin, Filipinler'deki siyasi istikrarsızlığı kendi lehine kullanmak isteyebilir. Özellikle Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarında Manila'nın zayıf bir iç siyasi tablo sergilemesi, Pekin'in bölgedeki hamlelerini cesaretlendirebilir. ABD ise, Filipinler'deki müttefiklik ilişkisinin istikrarını korumak için Marcos yönetimine desteğini sürdürüyor.
Öte yandan, Filipinler ekonomisi, pandemi sonrası toparlanma sürecinde kırılgan. Yüksek enflasyon, işsizlik ve yoksulluk, halkın günlük geçim sıkıntılarını derinleştiriyor. Azil davası ve yolsuzluk iddiaları, yatırımcı güvenini sarsarak ekonomi üzerinde ek baskı oluşturuyor. Ülkenin kredi notu ve borsası, siyasi belirsizlikten olumsuz etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki siyasi çalkantı, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel ve bölgesel dengeler açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Güneydoğu Asya'da ASEAN ile diyalog ortaklığı ve savunma sanayii ihracatıyla etkinliğini artırıyor. Filipinler, Türk savunma ürünlerine ilgi gösteren ülkeler arasında. Manila'daki istikrarsızlık, bu işbirliklerinin yavaşlamasına yol açabilir. Ayrıca, Güney Çin Denizi'ndeki gerilim, küresel ticaret yollarını ve enerji güvenliğini etkileyerek Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını da dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye'nin, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik kanalları kullanması ve ASEAN ile ilişkilerini derinleştirmesi önem taşıyor.