Pennsylvania Demokrat Senatörü John Fetterman, Başkan Donald Trump'ın Kongre üzerindeki etkisinin zayıfladığına dikkat çekerek, görev süresi dolmak üzere olan üç Cumhuriyetçi senatörün, Trump'ın Adalet Bakanlığı (DOJ) üst düzey yöneticisi Todd Blanche'ı kalıcı olarak atama kararına karşı çıkmasını bu durumun kanıtı olarak gösterdi. Fetterman, Trump'ın "lame-duck" (görev süresi sona ermek üzere olan) Cumhuriyetçi senatörler üzerinde "sıfır kaldıraç gücüne" sahip olduğunu belirtti.
Üç Cumhuriyetçi Senatörden Sürpriz Direniş
Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Missouri Senatörü Josh Hawley ve Utah Senatörü Mike Lee, Todd Blanche'ın Adalet Bakanlığı'nın başına getirilmesine yönelik onay sürecinde karşıt bir tutum sergileyerek Trump'ın iradesine karşı çıktılar. Bu üç isim, geçmişte Trump'ın politikalarını büyük ölçüde destekleyen isimler olarak biliniyordu. Ancak Blanche'ın atanması, özellikle Başkan'ın kendisine yakın isimleri adalet sisteminin kritik noktalarına yerleştirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Fetterman, bu itirazı, Trump'ın kendi partisi içindeki nüfuzunun ne kadar daraldığının bir işareti olarak yorumladı.
Senatör Tillis ve diğerleri, Blanche'ın geçmişteki bazı hukuki kararlarını ve özellikle Başkan'ın kişisel çıkarlarına hizmet eden davalardaki tutumunu sorgulayarak, adalet sisteminin bağımsızlığına gölge düşeceği endişesini dile getirdiler. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti içinde Trump'a sadakatle kurumsal değerler arasında yaşanan gerilimi de gözler önüne seriyor. Fetterman ise bu gelişmeyi, Trump'ın Kongre üzerindeki etkisinin artık eskisi gibi olmadığının kesin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Kongre-Trump Geriliminde Yeni Bir Dönem
Bu itirazlar, 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi senatörlerin kendi seçim bölgelerinde artan bir şekilde kamuoyunun denetimine maruz kaldığı bir dönemde geldi. Özellikle Tillis gibi 2026'da yeniden seçime girecek isimler, Trump'a sorgusuz sualsiz destek veren bir profil çizmek yerine, bağımsızlık mesajı vererek ılımlı seçmenlere ulaşmaya çalışıyor. Bu durum, ABD siyasetinde Trump sonrası bir yapılanmanın tartışılmaya başlandığını gösteriyor. Fetterman'ın açıklamaları, Demokrat cephede bu itirazları memnuniyetle karşılarken, Cumhuriyetçi kanatta ise parti içi çekişmeleri derinleştiriyor.
Beyaz Saray ise bu direnişi küçümseyerek, Blanche'ın onay sürecinin devam ettiğini ve Kongre'de yeterli desteğin sağlanacağını savunuyor. Ancak Fetterman, üç senatörün tavrının diğer Cumhuriyetçi senatörlere de cesaret verebileceğini ve bu durumun Trump'ın yasama gündemini ciddi şekilde kilitleyebileceğini öne sürüyor. Bu analiz, ABD'de başkan ile Kongre arasındaki güç dengesinin yeniden şekillendiği bir döneme işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'nin iç siyasetindeki bu hesaplaşmanın küresel yansımaları olabileceğini gösteriyor. ABD'de başkanın yetkilerinin sınırlanması ve adalet sisteminin bağımsızlığının korunması yönündeki tartışmalar, uluslararası hukukun üstünlüğü ve kurumsal şeffaflık ilkelerine olan güveni etkileyebilir. Türkiye açısından bakıldığında, ABD'deki siyasi istikrarsızlık veya Kongre'deki kilitlenmeler, iki ülke arasındaki askeri, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin seyrini doğrudan etkileyebilir. Özellikle F-16 satışı, savunma sanayii işbirliği ve Suriye politikası gibi dosyalarda ABD yönetiminin karar alma kapasitesi, Kongre'deki bu tür direnişlerle sınırlanabilir. Türkiye, bu nedenle ABD siyasetindeki bu gelişmeleri yakından izlemeli ve muhtemel senaryolara hazırlıklı olmalıdır.