ABD Merkez Bankası'nın (Fed) geçtiğimiz hafta beklenmedik bir şekilde faiz indirimlerine ilişkin şahin bir tutum sergilemesi, tahvil piyasalarında adeta bir deprem etkisi yarattı. Kısa süre önceye kadar faiz indirimlerini fiyatlayan yatırımcılar, şimdi daha yüksek faiz ihtimaline karşı pozisyonlarını hızla yeniden gözden geçiriyor. Bu hafta açıklanacak kişisel tüketim harcamaları (PCE) verisi ve petrol fiyatlarındaki seyir, piyasanın yeni şahin duruşunun ne kadar haklı olduğuna dair erken bir gösterge sunacak. Tahvil getirileri son günlerde keskin bir yükseliş kaydederken, vadeli işlemlerde de oynaklık arttı. Yatırımcılar, enflasyonun yapışkan kalması halinde Fed'in faiz indirimlerini daha da erteleyebileceği endişesiyle hareket ediyor.
Fed'in Şahin Dönüşü ve Piyasa Tepkisi
Fed Başkanı Jerome Powell'ın Jackson Hole'da yaptığı konuşma ve ardından gelen Fed üyelerinin açıklamaları, piyasaları adeta ters köşeye yatırdı. Daha önce Eylül ayında 25 baz puanlık bir indirim bekleyen yatırımcılar, şimdi bu ihtimali neredeyse tamamen fiyatlamazken, yıl sonuna kadar faizlerin sabit kalma olasılığı ağırlık kazandı. 10 yıllık Hazine tahvil getirisi, bu dönüşümün ardından yüzde 4,3'ün üzerine çıkarak son bir ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Benzer şekilde, 2 yıllık tahvil getirisi de yüzde 4,8 civarında seyrediyor. Yatırımcılar, Fed'in agresif söyleminin yanı sıra petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabileceğinden endişe ediyor. Brent petrol, OPEC+ kesintileri ve talep endişeleri arasında varil başına 85 doların üzerinde seyrediyor. Enerji fiyatlarındaki bu artış, manşet enflasyonun düşüşünü yavaşlatabilir ve Fed'in elini kolunu bağlayabilir.
Küresel Tahvil Piyasasında Dalga Etkisi
Fed'in bu beklenmedik şahinleşmesi, sadece ABD tahvil piyasalarını değil, küresel tahvil piyasalarını da etkiledi. Avrupa ve Asya'daki tahvil getirileri de benzer bir yükseliş trendine girdi. Alman Bund getirisi yüzde 2,4'ün üzerine çıkarken, Japon devlet tahvili getirisi de BOJ'un politika normalleşme sinyalleriyle birlikte on yılın zirvesine yaklaştı. Gelişmekte olan piyasalarda ise daha farklı bir tablo var: Türkiye gibi yüksek enflasyonla boğuşan ülkelerde tahvil getirileri zaten yüksek seviyelerdeyken, Fed'in şahinleşmesi bu ülkelerin borçlanma maliyetlerini daha da artırabilir. Analistler, küresel enflasyonun hala hedeflerin üzerinde olduğu bir ortamda merkez bankalarının faiz indirimine gitmesinin zor olduğunu vurguluyor. Önümüzdeki günlerde açıklanacak PMI verileri ve işsizlik maaşı başvuruları da ekonominin gidişatına dair ipuçları verecek. PCE verisi ise en kritik çıktı olarak görülüyor; çünkü Fed'in tercih ettiği enflasyon göstergesi olan çekirdek PCE'nin aylık bazda yüzde 0,2 civarında gelmesi bekleniyor, ancak herhangi bir sürpriz piyasaları altüst edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel tahvil piyasalarındaki bu dalgalanma, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Fed'in şahin duruşu, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir ve TL üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerinin artması, mevcut ekonomik programın zorlukla sağladığı dengeyi bozabilir. Ayrıca, küresel enflasyonla mücadelede Fed'in izlediği yol, TCMB'nin para politikası alanını daraltabilir. Ancak TCMB'nin son dönemdeki sıkı duruşu ve rezerv birikimi, olası bir dış şoka karşı bir miktar tampon sağlıyor. Yine de petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını kabartarak cari açık üzerinde baskı oluşturacaktır.