ABD Hazine Bakanlığı'nın uzun vadeli tahvil alımlarını artırma planı piyasalarda yeterli bulunmazken, Academy Securities'in makro strateji başkanı Peter Tchir, Federal Rezerv'in (Fed) faiz artırımlarını tamamen gündemden çıkarması ve indirimlere odaklanması gerektiğini savunuyor. Tchir, Hazine'nin 10-30 yıl vadeli borçlanma senetlerinde alım miktarını artırma kararının "vasat" olduğunu belirterek, Fed'in daha agresif bir parasal genişleme sinyali vermesi gerektiğini ifade etti.
Hazine'nin hamlesi piyasaları tatmin etmedi
ABD Hazine Bakanlığı, geçtiğimiz hafta açıkladığı üç aylık borçlanma programında, mevcut 10-30 yıl vadeli tahvillerin geri alım miktarını artıracağını duyurmuştu. Bu adım, piyasalarda uzun vadeli faiz oranlarının yükselmesini engellemek ve tahvil piyasasındaki likiditeyi artırmak amacıyla atıldı. Ancak Tchir, bu hamlenin sorunları çözmekten uzak olduğunu ve piyasaların daha somut bir müdahale beklediğini belirtti.
Tchir, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Hazine'nin bu adımı, uzun vadeli faizlerin kontrol altına alınması için atılmış sınırlı bir çaba. Ancak bu, piyasaların asıl ihtiyacı olan güvenli liman etkisini sağlamaktan uzak. Fed'in burada devreye girmesi ve faiz artırım ihtimalini tamamen ortadan kaldırarak indirim sinyali vermesi gerekiyor."
Uzmanlar, ABD ekonomisinin yavaşlama belirtileri gösterdiği bir dönemde Fed'in mevcut sıkı para politikasını sürdürmesinin riskleri artırabileceği konusunda uyarıyor. Son dönemde açıklanan enflasyon verileri, Fed'in hedefi olan yüzde 2 seviyesinin altında kalırken, istihdam piyasasında da soğuma işaretleri görülüyor. Bu durum, Fed'in faiz artırım döngüsünü sonlandırıp indirimlere başlaması için zemin hazırlıyor.
Küresel piyasalara yansımaları
Fed'in para politikası kararları, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere küresel piyasalar üzerinde doğrudan etkili oluyor. ABD faiz oranlarının yüksek seyretmesi, doları güçlendirirken gelişen ülke para birimlerinin değer kaybetmesine neden oluyor. Bu durum, özellikle yüksek dış borçlu ülkeler için finansal istikrar risklerini artırıyor.
Fed'in faiz indirimine gitmesi halinde, küresel likidite koşullarının gevşemesi ve gelişen piyasalara sermaye akışının hızlanması bekleniyor. Bu durum, Türkiye gibi gelişen piyasalar için olumlu bir gelişme olabilir. Ancak Fed'in kararları kadar Hazine'nin tahvil politikaları da küresel finansal koşulları şekillendirmede önemli rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de atılacak faiz indirimi adımları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için daha elverişli bir küresel finansal ortam yaratabilir. Fed'in faiz indirimlerine başlaması durumunda, dolarda beklenen değer kaybı ve gelişen ülkelere yönelik sermaye akışındaki artış, Türk lirası varlıklara olan ilgiyi güçlendirebilir. Öte yandan, Hazine Bakanlığı'nın tahvil alımlarını artırması, ABD uzun vadeli faizlerini düşürerek küresel borçlanma maliyetlerini aşağı çekebilir. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını karşılarken daha uygun koşullar elde etmesine katkı sağlayabilir. Ancak Fed'in bağımsızlığı ve para politikası kararlarının siyasi etkilerden uzak tutulması gerektiği unutulmamalıdır.