Basra Körfezi'nden geçen dünya petrolünün yaklaşık beşte biri, stratejik Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor. İran'ın zaman zaman bu hayati su yolunu kapatma tehdidi, küresel enerji piyasalarını tedirgin ederken, Körfez'deki Arap ülkeleri için ciddi bir güvenlik ve ekonomi sorunu oluşturuyor. Uzmanlara göre, bu tehdide karşı en etkili yanıt askeri güç gösterisi değil, Tahran'la masaya oturup kapsamlı bir anlaşma yapmak olabilir. Peki bu anlaşmanın şartları ne olabilir ve bölgesel denklemi nasıl etkiler?
Hürmüz Boğazı'ndaki kırılgan denge
Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan ve İran ile Umman arasında uzanan dar bir su geçişidir. Genişliği en dar noktada 33 kilometreye kadar düşer ve gemi trafiği için ayrılmış koridorlar oldukça dardır. Bu coğrafi yapı, İran'a boğazı mayınlayarak veya askeri gemilerle trafiği keserek küresel enerji akışını felce uğratma kapasitesi veriyor. İran, geçmişte defalarca bu tehdidi dile getirmiş, özellikle nükleer müzakerelerin kilitlendiği dönemlerde ve ABD ile gerilimin tırmandığı anlarda bu kartı kullanmıştır.
Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Katar, petrol ve doğalgaz ihracatlarının büyük bölümünü bu boğaz üzerinden yapıyor. Suudi Arabistan'ın doğu vilayetlerindeki petrol yataklarından yüklenen tankerlerin tamamı, BAE ve Kuveyt'in ihracatının da neredeyse tamamı Hürmüz'den geçiyor. Bu ülkeler için boğazın kapanması, ekonomik felaket anlamına gelir. Bu nedenle, İran'ın tehditleri her zaman ciddiye alınmış ve Batılı ülkelerle birlikte askeri tatbikatlar ve caydırıcılık politikalarıyla karşılık verilmiştir.
Ancak son dönemde jeopolitik dengeler değişiyor. Çin'in artan enerji talebi ve Asya'ya yönelen ticaret akışları, Körfez ülkelerinin enerji ihracatında Asya'nın payını artırdı. Aynı zamanda ABD'nin bölgeden askeri olarak çekilme isteği ve yeni dengeler arayışı, Körfez ülkelerini kendi güvenliklerini sağlama konusunda daha fazla sorumluluk almaya itiyor. Bu bağlamda, uzmanlar İran'la bir anlaşmanın sadece Hürmüz'deki gerilimi azaltmakla kalmayacağını, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden kurulmasına da katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
İran'la anlaşmanın şartları ve bölgesel etkileri
Peki, Körfez ülkelerinin İran'la yapabileceği bir anlaşma nasıl bir çerçevede olabilir? Uzmanlar, ekonomik iş birliğinden güvenlik garantilerine, enerji alanındaki ortak projelerden bölgesel diyalog mekanizmalarına kadar geniş bir yelpazede başlıklar öne çıkarıyor. Öncelikle, İran'ın ekonomik olarak zor durumda olduğu ve yaptırımlar altında ezildiği göz önüne alındığında, Körfez ülkeleriyle ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirmek Tahran için cazip bir seçenek olabilir. Örneğin, İran'ın doğalgaz rezervlerinin ortak işletilmesi veya enerji boru hatlarının inşası gibi projeler, iki tarafın da ekonomik çıkarlarına hizmet edebilir.
Öte yandan, güvenlik boyutu da kritik. İran, Körfez ülkeleriyle normalleşme karşılığında, boğazın güvenliğini garanti altına almayı ve askeri gerilimi düşürmeyi kabul edebilir. Bu, İran'ın uluslararası alanda izolasyonunu kırmak ve bölgedeki nüfuzunu meşrulaştırmak için önemli bir adım olur. Ayrıca, Yemen'deki Husiler ve Suriye'deki iç savaş gibi bölgesel dosyalarda da iş birliği yapılması, anlaşmanın kapsamını genişletebilir.
Bölgesel boyutta, İran ile Körfez ülkeleri arasında bir yakınlaşma, Suudi Arabistan-İran rekabetini yumuşatabilir ve uzun süredir çatışmalı olan bölgeye istikrar getirebilir. Çin'in arabuluculuğunda 2023'te Suudi Arabistan ile İran arasında sağlanan diplomatik mutabakat, bunun mümkün olduğunu gösterdi. Bu mutabakat, iki ülkenin büyükelçiliklerini yeniden açması ve ilişkileri normalleştirme yoluna girmesiyle sonuçlanmıştı. Benzer bir sürecin diğer Körfez ülkeleriyle de yaşanması, bölgesel güvenlik mimarisini dönüştürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrar, Türkiye için de hayati önem taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal ediyor ve bu ithalatın bir bölümü Basra Körfezi'nden geçiyor. Boğazın kapanması, enerji fiyatlarını küresel ölçekte yükselteceği için Türkiye'yi doğrudan etkiler. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki ticari ilişkileri ve yatırımları da göz önüne alındığında, Hürmüz'deki bir kriz Türk ekonomisine olumsuz yansır. Öte yandan, İran'la Körfez ülkeleri arasındaki olası bir yumuşama, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanını genişletebilir. Ankara, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle iyi ilişkiler kurabilme kapasitesine sahip; bu denge, bölgesel krizlerin çözümünde Türkiye'yi önemli bir aktör konumuna getirebilir.