Federal Rezerv’in para politikası görünümü, Financial Times’ın Para Politikası Radar ekibinin yayımladığı haziran ayı tahminlerine göre belirgin şekilde şahin bir yöne evriliyor. Merkez bankasının enflasyonla mücadelede beklediğinden daha yavaş ilerleme kaydetmesi, faiz indirimlerini ötelemeye zorluyor. Piyasalar artık yıl sonuna kadar yalnızca bir kez 25 baz puanlık indirim yapılmasını fiyatlıyor; bu da birkaç ay öncesine göre dört beklenen indirime kıyasla dramatik bir düşüş anlamına geliyor.
Gelişmenin arka planı
FT’nin anketine katılan ekonomistler, Fed’in politika faizini yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tutacağını ve ilk indirimin eylül ayına sarkabileceğini öngörüyor. Ancak bazı üyeler, enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde seyretmesi durumunda faizin daha da artırılabileceğini sinyal veriyor. Powell yönetimi, özellikle çekirdek PCE enflasyonunun aylık bazda yükselişini yakından takip ediyor. Mayıs ayı verileri, hizmet sektörü fiyatlarındaki katılığın devam ettiğini gösteriyor.
Fed’in bu sıkılaştırma döngüsünde en büyük endişesi, işgücü piyasasındaki gücün maaş artışları yoluyla enflasyonu beslemesi. Nisan ayı istihdam raporu, beklenenden fazla iş eklenmesiyle piyasaları şaşırtmıştı. Bu durum, faiz indirimi beklentilerini daha da törpüledi. Bankaların kredi koşullarını sıkılaştırması, ekonominin yavaşlamasına katkıda bulunurken, Fed’in agresif adımlar atmasını da engelliyor.
Küresel boyut
Fed’in şahin duruşu, küresel piyasaları da etkiliyor. Yüksek ABD faizleri, doların güçlenmesine neden oluyor; bu da gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine baskı yapıyor. Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası da benzer bir sıkı duruş sergilerken, Japonya Merkez Bankası aşırı gevşek politikasını sürdürüyor. Emtia fiyatları, güçlü dolar karşısında gerilerken, petrol üreticileri gelir kaybı yaşıyor. Öte yandan, Fed’in sıkı para politikasının devam etmesi, küresel resesyon korkularını yeniden canlandırıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD’nin faiz artırımlarının gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü artırabileceği uyarısında bulundu. Özellikle yüksek dolar borcu olan ülkeler, artan faiz ödemeleriyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, Arjantin ve Türkiye gibi hassas ekonomiler için ek risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed’in şahin duruşu Türkiye ekonomisi için çift yönlü bir etki yaratıyor. Güçlenen dolar, TL üzerinde baskıyı artırarak ithalat maliyetlerini yükseltiyor ve enflasyonist riski büyütüyor. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışları yavaşlıyor; bu da Türkiye’nin cari açık finansmanını zorlaştırıyor. Öte yandan, küresel ticaretteki yavaşlama ihracat gelirlerini olumsuz etkileyebilir. TCMB’nin sıkılaştırma adımları ise Fed ile uyumlu bir patika izlerken, faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi TL varlıkları için bir miktar nefes aldırabilir.