ABD Merkez Bankası'nın (Fed) beklenen faiz indirimi kararı, piyasalarda beklenmedik bir satış dalgasına yol açtı. Fed Başkanı Jerome Powell'ın önümüzdeki yıl için daha az faiz indirimi yapılacağını ima etmesi ve yeni ekonomik projeksiyonlarda enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesiyle, Wall Street endeksleri sert düşüş yaşadı. S&P 500 endeksi yüzde 1,2 değer kaybederken, Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,7 düştü ve Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,5 geriledi. ABD 10 yıllık Hazine tahvil getirisi ise yüzde 4,55 seviyesine yükselerek dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Kararın ardından dolar endeksi de güçlenirken, gelişmekte olan ülke para birimleri baskı altında kaldı.
Fed'in Kararı ve Piyasalara Etkisi
Fed, politika faizini yüzde 4,25-4,50 aralığına indirirken, bu yılki üçüncü faiz indirimini gerçekleştirmiş oldu. Ancak piyasaların asıl odaklandığı nokta, Fed üyelerinin faiz projeksiyonlarını gösteren 'dot plot' haritası ve Powell'ın basın toplantısındaki yönlendirmeleriydi. Fed yetkilileri, 2025 yılı için sadece iki faiz indirimi öngörürken, bu sayı Eylül ayındaki tahminlerden daha düşük. Ayrıca 2026 ve 2027 yılları için de beklentiler yukarı çekildi. Powell, enflasyonla mücadelenin sürdüğünü ancak istihdam piyasasındaki yavaşlamaya dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Piyasalar, Powell'ın sözlerindeki temkinli tonu 'şahin' olarak yorumladı ve risk iştahı hızla azaldı.
Getirilerdeki yükselişin temel nedeni, Fed'in 2025 yılı enflasyon tahminini yukarı çekmesi. Merkez Bankası, kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonunun yıl sonunda yüzde 2,4 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörürken, bu oran yeni projeksiyonlarda yüzde 2,5'e yükseltildi. Çekirdek PCE enflasyonu da yüzde 2,8'den yüzde 2,9'a revize edildi. Bu durum, yatırımcıların tahvil piyasalarında daha yüksek getiri talep etmesine yol açtı.
Küresel Piyasalara Yansımalar
Fed kararı, sadece ABD piyasalarını değil, Asya ve Avrupa borsalarını da olumsuz etkiledi. Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,1 değer kaybederken, Çin'de Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,9 düştü. Avrupa'da ise Euro Stoxx 50 endeksi yüzde 1,4 geriledi. Doların diğer para birimleri karşısında değer kazanması, özellikle yüksek dış borcu olan gelişmekte olan ülkeler için maliyetleri artırdı. Türk lirası da dolar karşısında sınırlı değer kaybederken, dolar/TL kuru 34,15 seviyesine yükseldi. Kısa vadeli tahvil piyasalarında yabancı çıkışları gözlenirken, Borsa İstanbul'da haftalık kayıplar yüzde 2'yi aştı. Altın fiyatları da ons başına 2.620 dolara gerileyerek üç haftanın en düşük seviyesine indi. Analistler, bu haftaki veri akışında ABD büyüme rakamları ve kişisel harcamaların piyasaların yönü açısından kritik olacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in şahin duruşu ve doların güçlenmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için finansal koşulları sıkılaştırıcı bir etki yaratıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) son dönemde faiz indirimlerine başlamasına rağmen, Fed'in beklentileri aşan sıkılaştırması, TL'de değer kaybı ve ithalat maliyetlerinde artış riskini artırıyor. Özellikle dış ticaret açığı olan bir ülke olarak, yüksek dolar/TL ve artan küresel faizler, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Bununla birlikte, TCMB'nin swap kanalları ve rezerv birikimi sayesinde döviz kuru üzerinde ani bir baskı beklenmiyor. Ancak yabancı yatırımcıların TL varlıklara olan ilgisinin azalması, sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin büyüme hedefleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir sinyal.