Jackson Hole'da düzenlenen yıllık Kansas City Fed Ekonomik Politika Sempozyumu'nda, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın şahin tonlu konuşması piyasaları tedirgin ederken, uzmanlar merkez bankasının önündeki zorlu yol haritasına dikkat çekiyor. Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü Başkanı Adam Posen, podcast yayınında Fed'in faiz artırımlarını gerçekten gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini ve merkez bankasının yeterince hızlı hareket etmemesi durumunda neler olabileceğini değerlendirdi. Posen'e göre, enflasyonla mücadelede atılacak adımlar kadar, bu adımların zamanlaması da kritik önem taşıyor. Fed'in kararları sadece ABD ekonomisini değil, gelişmekte olan ülkeler dahil tüm dünya piyasalarını derinden etkileyecek.
Şahin Duruş ve Piyasa Beklentileri
Bu yılki sempozyumda Kevin Warsh'ın yaptığı konuşma, Fed'in enflasyonla mücadelede kararlı olduğu mesajını verse de, Posen bu duruşun yeterli olmadığını savunuyor. Posen'e göre, Fed'in asıl sorunu, söylem ile eylem arasındaki farkın kapanıp kapanmayacağı. Piyasalar, faiz artırımlarının ne zaman ve hangi hızla yapılacağını merakla beklerken, Posen merkez bankasının bağımsızlığının ve güvenilirliğinin bu süreçte test edileceğini belirtiyor. Enflasyonun hedeflenen seviyelere inmesi için faizlerin daha uzun süre yüksek kalması gerekebilir; ancak bu durum ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir ve işsizliği artırabilir. Posen, bu hassas dengenin Fed için bir 'ip cambazı' yürüyüşü olduğunu ifade ediyor.
Adam Posen, Fed'in faiz artırımlarına devam etmesi durumunda resesyon riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, merkez bankasının aceleci davranmaması halinde enflasyonun yeniden yükselmesi ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinin bozulması riski bulunuyor. Posen, bu ikilemin çözümünün Fed'in iletişim stratejisinde yattığını; ancak şu ana kadar verilen mesajların piyasaları tam olarak ikna edemediğini söylüyor.
Küresel Etkiler ve Gelişmekte Olan Ülkeler
Fed'in izleyeceği para politikası, gelişmekte olan ülkeler için de hayati önem taşıyor. ABD'de faizlerin yükselmesi, dolara olan talebi artırarak bu ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmesine ve sermaye çıkışlarına yol açabiliyor. Adam Posen, özellikle yüksek dış borçlu ve cari açık veren ülkelerin kırılgan olduğuna dikkat çekiyor. Bu ülkeler, kendi merkez bankalarının faiz kararlarını Fed'in adımlarına bağlamak zorunda kalabilir; aksi takdirde finansal istikrarsızlıkla karşı karşıya kalabilirler.
Posen, gelişmekte olan ülkelerin Fed'in şahin duruşundan korunmak için daha temkinli bir maliye politikası izlemeleri ve döviz rezervlerini güçlendirmeleri gerektiğini belirtiyor. Ancak bunun kolay olmadığını, zira bu ülkelerin birçoğunun pandemi sonrası artan borç yükü ve azalan mali alanlarla mücadele ettiğini ifade ediyor. Fed'in faiz artışları, küresel büyümeyi de olumsuz etkileyerek ihracat gelirlerini düşürebilir. Bu nedenle Posen, merkez bankalarının karar alırken küresel yansımaları göz önünde bulundurması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in şahin duruşu ve olası faiz artırımları, Türkiye ekonomisi için doğrudan sonuçlar doğurabilir. ABD'de faizlerin yükselmesi, TL üzerinde baskı yaratabilir ve enflasyonist etkileri artırabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarının azalması, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomileri olumsuz etkileyebilir. Merkez Bankası'nın bu süreçte izleyeceği para politikası ve rezerv yönetimi kritik önem taşıyor. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar, Türkiye'nin ihracat gelirlerini ve turizm gelirlerini de etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin makroekonomik kırılganlıklarını azaltacak yapısal reformlara ve disiplinli bir maliye politikasına ihtiyacı bulunuyor.