ABD Merkez Bankası'nın (Fed) eylül ayı toplantısında faiz oranlarını sabit tutması durumunda piyasaların olumsuz tepki verebileceği uyarısında bulunuldu. State Street Küresel Piyasa Stratejisti Cayla Seder, Bloomberg Television'da katıldığı programda, yükselen Hazine tahvil getirilerine ilişkin endişelerini dile getirerek, yatırımcıların Fed'den beklediği faiz indiriminin gerçekleşmemesi halinde riskli varlıklarda satış baskısının artabileceğini ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
Fed, mart ayından bu yana politika faizini yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tutuyor. Ancak son enflasyon verilerinin beklenenden yumuşak gelmesi, piyasalarda eylül ayında faiz indirimi beklentilerini güçlendirmişti. Fed Başkanı Jerome Powell'ın Jackson Hole sempozyumunda yaptığı konuşma, bu beklentileri daha da artırdı. Powell, enflasyonun hedefe doğru ilerlediğine dair güveninin arttığını belirtmişti.
State Street'in makro stratejisti Cayla Seder, Bloomberg Brief programında yaptığı açıklamada, piyasaların Fed'in eylülde faiz indirimine gitmesini fiyatladığını hatırlattı. Seder, "Eğer Fed bu beklentiyi karşılamazsa, piyasalarda hayal kırıklığı yaşanır. Özellikle Hazine tahvil getirilerinin yüksek seyrettiği bir ortamda, bu durum hisse senedi piyasaları üzerinde baskı yaratabilir" dedi.
Seder, uzun vadeli Hazine tahvil getirilerindeki artışın, ekonominin gücüne dair işaretler yanında yüksek borçlanma maliyetleri konusundaki endişeleri de yansıttığını belirtti. ABD'nin artan bütçe açığına dikkat çeken stratejist, tahvil piyasasının sürdürülebilir maliye politikası konusunda sinyaller verdiğini ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fed kararları, küresel piyasalar üzerinde doğrudan etkili oluyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD faiz oranlarındaki değişimlere karşı hassas. Yüksek ABD faizleri, doları güçlendirirken, gelişmekte olan ülke para birimlerinin değer kaybetmesine neden olabiliyor. Bu durum, bu ülkelerin ithalatını pahalılaştırırken, döviz cinsinden borçlarının geri ödenmesini zorlaştırabiliyor.
Öte yandan, Fed faiz indirimlerine başlarsa, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarının artması bekleniyor. Bu da büyüme potansiyeli olan piyasalar için pozitif bir gelişme olabilir.
State Street stratejisti, Fed'in eylül toplantısında faiz indirimine gitmesini "en olası senaryo" olarak görse de, bu kararın enflasyon verilerine bağlı olduğunu vurguladı. Seder, "Önümüzdeki haftalarda açıklanacak tarım dışı istihdam ve TÜFE verileri belirleyici olacak" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz politikası, Türkiye ekonomisi için kritik öneme sahip. ABD faiz oranlarının yüksek seyretmesi, Türk lirası üzerinde baskı oluşturuyor ve cari açığı artırıyor. Fed'in faiz indirimine başlaması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını hızlandırarak Türkiye'ye olan ilgiyi artırabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı para politikasına rağmen, küresel likidite koşullarının iyileşmesi, Türkiye'nin finansman maliyetlerini düşürebilir ve yatırımcı güvenini tazeleyebilir. Bu nedenle, Fed'in eylül kararı ve piyasaların tepkisi, Türk ekonomisinin yakın dönemdeki performansı üzerinde belirleyici olabilir.